Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


Valensiya bira rehberi: Siestalar arası bira avcılığı

Valensiya bira rehberi: Siestalar arası bira avcılığı

Valensiya'ya neden geldim?

Çünkü ile başladığım her cümleye İncisözlük'te efsane olan bir @2 cümlesiyle cevap veresim geliyor..."Çünkü kardeş değiliz". Merak edenler, uzak olanlar konsepti anlamak için şuradan devam edebilirler 1 dakikalığına: "Çünkü kardeş değiliz"

Konu dışı oldu, hemen toparlıyorum, Valensiya'ya geldim çünkü maratonum vardı, ve yine çünkü o kadar çok birayı ve yemeği yakmanın en iyi yöntemlerinden biri de koşmak. Ziyaret tarihim Kasım'ın 3.haftası, 17-22 Arasıydı. Söz konusu şey bir kaç ay boyunca hazırlandığınız bir etkinlik olunca şehri keşfetmeyi ve bira içmeyi yarış sonrasına bırakıyorsunuz. Benim durumumda da bu 2 gün demekti. Şehir ufak olduğu için her yere yetişip gidebiliyorsunuz. Zaten 42km koştuğunuzda aşağı yukarı parkur sizi şehrin hemen her yerinden geçirmiş oluyor.

Barselona'da BierCab gibi bir efsane mabed varken insan İspanya'dan çok şey bekleyebiliyor. Her zamanki gibi yolculuk öncesi ilk iş Ratebeer.com/places üzerinden Valensiya'daki bottleshop, pub ve brewery lere göz gezdiriyorum. Puanlar genel olarak düşük, seçenekler de çok değil. Bu hem iyi hem kötü. Her şeyi gezmek çok kolay, kötü kısmı da seçenekler ve biralar limitli olacağa benziyor.

Brewdog'un Barselona'ya kurulmasından sonra Madrid ve Sevilla'da açılan yerler ile İspanya craft birada ben de varım diyor. Valensiya'da durumu Ratebeer'dan başka bir kaynaktan incelemek için size lokal bir tavsiyem olacak, sırrı adında gizli olan LocalBier

RateBeer'da durum şu şekilde:

İlk durak Ruzanuvol

Valensiya hakkında bilmeniz ve dikkat etmeniz gereken ilk ve en önemli şey (belki bütün İspanya için geçerlidir bilemiyorum): Size yalvarıyorum bir yere gitmeden önce açılış kapanış saatlerine ve hangi gün açık olup olmadığına mutlaka -en az 3 farklı kaynaktan- bakın. Bunlar: Google, Tripadvisor ve Foursquare...Ve maalesef ki 3 yerden teyit etmenize rağmen hala oralarda yazan saatler yanlış olabiliyor...O sebeple nolur sinirlenmeyin ve kaderinize küsün. Ben öyle yaptım, adamlar dinlenmeye düşkün, yapacak bir şey yok.

Burası pazar günü kapalı. Planınızı ona göre yapın.

Yoğun ahşap kullanımının olduğu ve aydınlık bir ortam. İçeride 6-7 masa ve bar tabureleri, dışarıda da sigara içilebilen masalar var. Burası özellikle İtalyan butik biralarının olduğu bir yer. Fıçı biralar Birrificio Italiano ve Birrificio Lambrante'den. Fıçı biralar güncelleniyor ve o an menüde yazan her bira olmayabiliyor. Biralar güncel haliyle kara tahtada yazıyor. evet "Kara Tahta"...Hani bizde hala olmayan.

Küçük bira 2€'cuk. Birasına göre 25 ya da 33'lük 3,5€. Fiyatlar makul. Bu tahtanın önünde de bir sürpriz var, açık büfe bira yancıları: cips, kraker, zeytin, şeker, fıstık ve değişik çerezler...Biraların hepsini de sizin için çektim:

Ben IPA ve Belgian Strong Ale denedim. İkisi de aroma, tat ve gövde olarak beklediğimden başarısızdı. Belgian Strong Ale alkol oranı olarak yüksek olduğundan tercih edilebilir. Yemeğe eşlik etsin diye seçmiş olduğum bu biralar en azından iyi birer yancı oldular çünkü tapaslara bayıldım. Yemekler çok ucuz. Tavsiyem 6 tapas + bir tatlının 17€ olduğu özel menü. 6-7 Euroluk tapas da yeseniz, 3 euroluk tapas da yeseniz istediğiniz 6 tanesi bu fiyata. Aklım almadı. Bu da yemek menüsü ve fiyatları:

Buraya yemek yemek ya da içmeden önce baz oluşturması için uğranabilir. Mekan ucuz, çalışanlar çok cana yakın ve sempatik. Bira açısından ise ortalama.

En yüksek puanlı mekan: Olhöps

2014 yılında craft beer tutkunu iki arkadaş tarafından kurulmuş. Bu kadar kısa zamanda da RateBeer'da yukarılara yükselmiş. 10 adet fıçı bira, ve yine her hafta yenileniyor. Burada da göze çarpan fıçı biraların kara tahta üzerinde bize sunulmuş olması. Ülke ve alkol oranları ile birlikte. Kasım'ın son haftası bira listesi şu şekildeydi:

Dedim: "Bana oradan bir passionfruit IPA ey Barmen!" Küçük aldım, ve iyi ki de küçük almışım, hafif tatlı, acılık ile dengelenmeye çalışılmış, karbonasyonu düşük bir meyve birası şeklinde. Solda temsili olarak görebilirsiniz. Finişher madalyası da ödülüm.

Sıradaki bira olarak fıçı içmemeye karar veriyorum çünkü barın hemen yanında ithal biraların olduğu bir dolap dikkatimi çekiyor. Oradaki en değişik birayı seçmiş oluyorum farkında olmadan: Founder's Brewing'den Mango Magnifico. Aslında bira demek ne kadar doğru bilemiyorum, daha çok etiketinde de yazdığı üzere "malt içeceği" olarak geçiyor. İçinde %5,5 oranında Mango püresi var, tabii ki malt ve en sonda da Michigan Habanerosu.

Scoville ölçeğine göre 100.000–350.000 arası acılık derecesine sahip olan Habanero bu birada bambaşka bir karaktere bürünmüş. Kıyas olması açısından kırmızı biber 10.000 - 30.000 birim arasındayken, Tabasco 30.000 - 50.000 birim arasındadır. 10% alkolü ile "meyve - sebze birası" kategorisinde yer alıp ale olarak değerlendiriliyor. Kokusu hatasız mango. Bu kadar mango püresi kullansam ben de mango kokarım. Ancak biranın asıl sorunu bence yapay olarak çok fazla mango tadı ve kokusu içermesi. Ve ilk yudumdan son yuduma kadar aşırı tatlı olması. Habanero bitimde boğazınızda çok güzel bir acılık hissi bırakıyor. Ne fazla ne az. Ancak aşırı tatlılığı dengeleyemiyor.

Birayı çok beğendim çünkü çok farklı ama isli biralar gibi ya sev ya terk et birası olmuş. 75lik bu birayı bu kadar şeker ve tatlılıkla bitirmek çok zor.

Avrupa'daki çoğu pub veya benzeri işletmede olan bir sorun burada da var bence. O da dekorun ve ortamın soğukluğu. Beyaz ışıklar ortamı steril hastane ortamına çeviriyor. Ve her ne kadar eğlenceli grafikler kullanılsa da, köşeli ve keskin geometrik hatlar içeriye ciddi bir hava katıyor. Yorum sizin:

Bu tatlılıkla birayı bitirmekte zorlanıyorum ve dibini barmene bırakıp başka yere gitmek üzere yola çıkıyorum. Bu mekanı bitirmeden önce menüsünü de paylaşmakta fayda var. Valencia genel olarak ucuz bir yer. Menüdeki yemekler 3-4 Euro'dan başlıyor ve porsiyonlar bu fiyata göre manasız büyük. Ben oyumu Nachos'tan yana kullandım.

Değişik değişik biralar var demiştim, bu biraları websitelerinden evinize sipariş olarak alabiliyorsunuz ya da sipariş verip yine gittiğinizde oradan alabilirsiniz. Şansıma ben dönerken Founder's Night yapılıyordu ve bir dünya Founder's birası gelecekti, ama ben kaçırdım. Bu da sipariş geçmek isterseniz veya dolaplarında ne var ne yok diye bakmak isterseniz: http://www.olhops.com/

Şehri gezerken tam merkezde: Birra & Blues

 

Merkez dediysek hakikaten pazarın kurulduğu en merkezi yerin hemen karşısında. Bir kaç farklı şubesi bulunan ve kendi biralarını yapan bir başka bira zinciri. Şu an menüde 10 çeşit biraları var:  La Negra, Doble Malta, Tostada, Rubia, Trippel, John Lee Blues, IPA Blues, Black Blues Abbey, Amber Ale ve Trigo. Gerçekten ortalama biralar. Yemekleri de Valensiya'nın bizi iki günde alıştırdığı ucuzluğunun üzerinde. Dışarıda ve içeride çok masa var. Hava genelde güzel olduğu için dışarıda takılıp etrafa bakarak biranızı yudumlayabilirsiniz. Yemeklerini de çok beğenmediğimi söyleyebilirim. Ucuz olsun diye set öğle yemeği menüsü söyledim. İçinde 1 tane de bira var. Yanlış hatırlamıyorsam 15€'ydu. Salata, ana yemek ve bira şeklinde. Bence uzak durun, illa bir şey yiyecekseniz de hemen 200 metre ötesindeki "Mercado Central" yani The Central Market'ten taze şarküteri ürünleri ile doyabilirsiniz. 

Pazar, ama ne pazar. Mercado Central

Avrupa'nın en güzel pazarlarından biri sayılan bu yer de şehrin görülmesi gereken mekanları arasında yer alıyor. Barselona'daki La Boqueria kadar turistik de değil üstelik. O sebeple kalabalık olmuyor. 1928'de kurulmuş ve içeride deniz ürünlerinden şarküteriye, meyve sebzeden peynirlere her şeyi bulmak mümkün. Deniz ürünleri bölümü o kadar büyük ki girişte sağda ayrı bir bölümü var. Buradan bahsetmemin sebebi ise ayrı. Pazarın içine gizlenmiş çok güzel bir Bottleshop'a ev sahipliği yapıyor olması. Pazarın tam ortasında bir standda yer alıyor ve ağırlıkla Avrupa biraları ve bardakları satıyor. Fiyatlara lütfen bakmayın, bu kadar ucuz olmaları gerçekten can sıkıcı:

Fiyatlar da oldukça makul (Euro neyse ki henüz 4 TL değil), valizinize yer açma zamanı. Ben buradan Kasteel Cuvée du Chateau, Gulden Draak ve Waterloo isminde bir bira aldım. Bir tane de Gouden Carolus bardağı.

Pazar ve Valensiya hakkında dikkatimi çeken bir nokta da şarküteri ürünlerindeki bolluk ve çeşitlilik. Marketlerde kocaman et reyonları, pazarda onlarca farklı şarküteri satıcısı ile baş döndürüyor.

Sana puanım 9 kanka: La Boutique de la Cerveza

Burasının puanı RateBeer'da yazandan daha yüksek olmalı bence. %30 İspanyol birası, geri kalanı her yerden biralar. Avrupa çoğunlukta. Özellikle Belçika ve Hollanda. Ama sonra neden puanının daha yüksek olmadığını anlıyorum; Amerika kıtasından gelen biraların azlığı, aynı şekilde İskandinav biraları neredeyse yok. 

Burası da içerideki tüm raflar ve biralar:

De Molen, De Struisse, Founder's, Trappist biralar, boy boy Belçika biraları raflarda. sağ taraflara gidildikçe İspanyol biraları var ve açıkçası çoklukları beni şaşırttı. Onlarca marka, üretici, çeşit...Gelmişken onlardan da bir iki tane aldım ve Valensiya boyunca içtiğim en güzel birayı bu sayede seçmiş oldum: La Pirata'dan Black Block Bourbon Barrel Aged. Dükkandan çıkarken ben:

Ufak mutluluklar da yaşamıyor değilim, mesela içmediğim tek ve son Trappist olan Spencer'ı buluyorum. Böylece bulma ümidimin sıfır olduğu Tre Fontane harici bütün Trappistleri denemiş olacağım

Bu biraların hepsine toplamda 18Euro vererek ortamdan ayrılıyorum. Türk Lirasına çevirdiğinizde bile o kadar pahalı değil. Bir kez daha iç çekmek gerek. Sahibi çok yardımsever biri, İngilizce'si pek yok, arada Fransızca konuşabiliyor ama o da orta düzeyde değil. İşaret dili ve marka isimleri üzerinden monologlarla anlaşmaya çabaladık diyeyim.

Valensiya ufak yer ama biraya ayrı bir düşkünlüğü var anlaşılan. Bu gezebildiğim yerlerin listesiydi. Bunlara ek olarak Black Chili diye bir yer var, oraya da gittim. Meksika yemekleri konseptli ve içeride bir adet buzdolabı olan ufak bir yer. Yemekler 2-6 Euro arası değişiyor. Biralarda da çok bir numara yok, ama en azından bizim ülkemizde bulunmayan şeyler var. Ben Christmas Ale içtim Delirium'dan. Başka bir yere gitmek için ikinci birayı içmedim. Ama keşke içseydim...Çünkü pazartesi akşamı nereye gittiysek kapalıydı. Açık yazıyor olmasına rağmen. Google, TripAdvisor, Foursquare...Hepsi bizi yanılttı. Bierwinkel, La Fabrica... Son kez hatırlatmak istiyorum. Gitmeden çalışma saatlerine mutlaka bakın. Zaten çoğu yer ilk seans 11-15 arası açılıp kapanıyor, sonra bir daha 18:00 - 19:00 gibi açılıyor. Ama BUNA DA UYMAYAN YERLER GÖRMEDİM DEĞİL ŞU GEÇİRDİĞİM 2 KISA GÜNDE...

Mesela çok merak ettiğim deli_rant. Vitrininden içeri bakınca boy boy Rogue Ales biralarını görünce heveslenmiştim oysa ki, ya da The Market Cerveza Artesana, diğer adıyla The Market Brew Dog Bar Valencia. Pazar da gittim pazartesi de ve ikisinde de kapalıydı...gözlerim doldu. Buralara mutlaka gitmeye çabalayın. Ben gidemedim bari siz gidin. Ruzanuvol yerine mesela buraya giderdim bilseydim.

İyisi ve kötüsüyle Valensiya tatilim de bir şekilde bitmiş oldu. İstediğim maraton süresini elde etmiş olmamın keyfini dışarıda bira içerek sürdürmeyi düşünürken evde bira içerek sürdüm. Oldukça çeşitli biralar tatmış olmanın ve ucuza keyif sürmenin tadını yaşatan bir yer Valensiya. Sıcak havası ve uzun sahiliyle gidip görülecek bir yer.

 
belirtmekte fayda var, alkol dostunuz değildir ve sağlığa zararlıdır, burada alkolü özendirmeye çalışan bir yazıdan bahsetmiyoruz. anlatımlarım reklam amacı taşımamakta olup tamamen kendi kişisel görüş ve beğenilerime göre sunulmaktadır.
— birasever.com
İki trappist birden: Zundert ve Gregorius

İki trappist birden: Zundert ve Gregorius

Weihenstephaner Vitus: Dünya'nın en eski bira evinden eskimeyen tarif

Weihenstephaner Vitus: Dünya'nın en eski bira evinden eskimeyen tarif