Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


1000 senelik gelenek, kulaktan kulağa yayılan tek tarif: Affligem Blond

1000 senelik gelenek, kulaktan kulağa yayılan tek tarif: Affligem Blond

Affligem Brewery'nin yazısı biraz uzun sürünce Affligem Blond'un yazısını ve incelemesini sonraya bırakmıştım. Henüz okumadıysanız, birayı içmeden üreticinin tarihine göz gezdirmenizde fayda var: Affligem'in tarihi. Tarihinden buraya aktarmak istediğim en önemli nokta üreticinin hala birayı aynı tarif ve gelenekle keşişlerin elinden üretiyor olması. Bu da kaliteli bir bira beklentisini üst noktaya taşıyor.

Affligem biralarını yazlık arpa maltlarından üretiyor, bu maltları da açık havada yere sererek kurutuyormuş. Seri üretim tesislere kıyasla süreç biraz daha organik diyebiliriz.

Aroma için sadece Avrupa'da üretilen şerbetçiotlarından yararlanıyor, özellikle de Savinsjki Golding ve Spalter Select. Şerbetçiotu gdengesini kurmak için hem kaynatmadan önce hem de sonra şerbetçiotu ekliyorlar. Golding çiçeksi ve otsu aromalardan sorumluyken Alman malı Spalter Select gizli bir turunç hissi ile baharat aromalarından sorumlu.

Affligem'in asıl sırrı ise kendi yetiştirdikleri mayaları, üst fermantasyon yaptıkları biralardan toplayıp kullanıyorlar. Biralarına "ruh" katan ana malzeme bu. Ve bir başka olayı da senelerdir bu mayanın kullanılması, değişmeden, tekrar tekrar. Bir maya düşünün ki yüzyıllardan beri hayatta tutuluyor ve günümüze geliyor. Tarihe tanıklık etmek böyle bir şey olsa gerek. Bu mayaya ek olarak şişede de mayalanmaya devam ediyorlar. 14 gün boyunca ılık bir odada dinlendirilen biralar daha kompleks bir karaktere bürünüyor.

Bir önceki yazımda şişe ve logo tasarımlarının değiştiğinden bahsetmiştim. Bir değişim de bardaklar geçirmiş. Önceki bardak tasarımları Leffe'nin benzeriyken:

Şu an ise daha kendine özgü bir tasarıma kavuşmuş:

Mavi logo tam ortaya yerleşmiş, bardağın boynu (tutma yeri) daha kısalmış ve armut denebilecek bir tasarıma kavuşmuş

Bardakta bu tasarıma gidilmesinin sebepleri var. Üste doğru daralan çapıyla birlikte aromaları kucaklayan ve köpüğün daha uzun süre bardakta kalmasını sağlayan bir tasarım olmuş. Birayı tadarken ben pek böyle düşünmedim, köpüğü ile ilgili farklı düşünceler oluştu. Ama adamlar biliyor da yapıyorlar. Affligem'deki üreticilerin bizi düşündüğünün bir başka göstergesi de sunum setine kasmış olmaları:

Affligem'in tadına tamamen varabilmek için Hopus'tan da hatırlayabileceğiniz bir sunum seti mevcut. Bu tarz setlerin amacı bardağın dibindeki mayanın ayrılarak bira bittikten sonra veya önce, ya da birayla birlikte bu mayalı biranın tadına varabilmek. Böylece aynı birayı farklı fazlarda içerek biranın ruhuna da ortak oluyorsunuz. Şişenin dibini ana bardağa dökmeden önce 1-2 parmaklık kısmı shot bardağına dökerek mayayı ayırabilirsiniz. Şişede fermente olan biralarda yapıldığı üzere bardağın dibindeki birayı şişeyi hafifçe çalkaladıktan sonra bardağa boşaltmak mayanın bardağa nüfuz edip yayılmasına sebep olur. Bu da biraz dikkat ederseniz farklı bir tat olarak sizi şaşırtabilir.

Bu kadar bilgiden sonra tadıma geçebiliriz. 

Affligem bardağımın "henüz" olmadığını buradan da görebilirsiniz.

Bu arada şişe 300ml, 330lara alışmış bizim bünyelere ters bu hareketler...

Şişe tasarımı bardak tasarımı ile benzer çizgiler içeriyor, en büyük paralellik ise ağzına doğru incelen boyun kısmı. Bu daralan tasarım diğer biralarda 330ml'lik bira sığmasına izin verirken Affligem elinize aldığınızda sizi şaşırtıyor. bu bira 300ml...Benzer biralara kıyasla yaklaşık %9 daha az bira içiyorsunuz. Carrefour'dan almıştım, sanırım 9.40TL civarında bir şeydi. "Acaba kazıklandım mı ben?" hissine engel olabilirseniz bu birayı deneyin. Şişe tasarımı fena değil, kullanılan font yine eski tip bir font. Şişeye ve markaya tarihi bir dokunuş katıyor. 

Şişenin ön yüzünde "Double Fermentation" yazıyor. Yani ki kere fermente oluyor. Birincisi üretimde, diğeri de şişede. Bu da demek oluyor ki canlı mayalar hala şişede. Şişenin dibini olduğu gibi bardağa boca etmemek gerek.

Kapağı açıyorum ve ortama tipik bir "Belçikalı" kokusu yayılıyor. Fırından yeni çıkan ekmeğin kızarmış kokusu ile birlikte hafif baharatlı ve tatlı bir koku var. Ben diyeyim muz, siz deyin bal. İkisi de var ne yalan söyleyeyim. Köpük o kadar coşmuyor ve şişeden taşmıyor. Servis zamanı:

Kötü kalite için kusura bakmayın. Işık iğrençti, ama köpük güzel gözüktü, 1 parmak ve yoğun

Rengi altın sarısı. Bendeki ışık ve ortam loş olduğu için biraz koyu çıkmış ama aslında neredeyse pilsnere kayan bir sarısı var. Bu birayı ister istemez Leffe Blond ile kıyaslıyorum. Ona kıyasla aromaları daha az yoğun. Leffe'deki meyvemsilik ve baharat daha baskındı. Bunda ise belli belirsiz bir tatlılık var o kadar. Ama moral bozmamak lazım. Belki gövdesi ve aromasında gizlidir aslında her şey. Kokusunda elmayı andıran bir meyve kokusu da var. Ama dediğim gibi genel olarak bir tatlılık söz konusu. Alkol kokusunu da alabiliyorsunuz. Ben bu kokunun gizlendiği biraları tercih ediyorum genelde. Benim için bu durum eksi puan şu an.

Her birada yaptığım gibi bunda da biraz bekliyorum köpüğün durumunu gözlemlemek için. Kaybolması uzun sürmüyor. Sağda görebilirsiniz durumu. -5 derecede yüzeyi donmuş bir gölün üzerindeki buz parçaları gibi bir kümelenme mevcut. 

İlk yudum...Tatlı, ve mayalı. Aynı zamanda meyvemsi. Ama kokuda aldığım bal kokusu tadında da fazlasıyla var. Tatlı aromaları seven ben denizi oldukça tatmin etti bu ilk yudum. Bitimi uzun ve aynı zamanda "sek". Serinletici bir tarzı da var. Tavsiyem bu birayı çok da soğuk içmemeniz yönünde. Aromaları alabilmek adına dışarıda biraz beklemesinde oldukça fayda var.

İçmesi kolay, orta gövdeli bir bira. Bu hafifliğe rağmen kompleks aromalar sunabiliyor. Üzerinde çalışılmış güzel bir Belçikalı. Tatlı başlangıcı, ortada verdiği maltlı ve şertbetçiotlu hisleri ve sek bitimiyle güzel bir deneyim sunuyor. İçimi kolay desek de "%6,8 alkol var" diyebileceğiniz bir bira. Leffe Blond'dan sıkıldıysanız güzel bir alternatif olabilir. Leffe'den daha tatlı, ancak ters tarafta ondan daha az baharatlı. Burada damak zevkiniz devreye giriyor tamamen. Bir de bu biranın aldığı ödüllerden de bahsetmek gerek. Karşımızda yine bir ödül avcısı var:

World Beer Awards: World’s Best Pale Beer 2016, Altın madalya

World Beer Awards: World’s Best Style winner 2016, Altın madalya

World Beer Awards: Belgium Winner 2016, Altın madalya

lBrussels Beer Challenge 2015, Gümüş madalya

European Beer Star Awards 2014, Bronz

European Beer Star Awards 2012, Altın madalya

International Beer Challenge 2011, Bronz

International Brewing Awards 2011, Gümüş

Şu an için büyük marketlerde, özellikle Carrefourlar'da bulabileceğiniz bir bira. Zamlar ve vergilerden çok etkilenmezse bu fiyat seviyesinde mantıklı bir tercih olacak. Ancak aynı bantta Weihenstephaner Vitus denen zorlu bir rakibi var ve onu geçmesi çok ama çok zor. Benim puanım 84 / 100. Kendilerine başarılar dilerim. Beeradvocate 88, Ratebeer 70 vermiş. Bu kadr zıt yorumların olması da şaşırtıcı.Heineken satın alınmasından sonra biranın daha çok kişiye ulaştığı gerçeği bir köşede durursa, puanalrın daha da iyileşeceğini söylemek yanlış bir tahmin olmaz.

 
belirtmekte fayda var, alkol dostunuz değildir ve sağlığa zararlıdır, burada alkolü özendirmeye çalışan bir yazıdan bahsetmiyoruz. anlatımlarım reklam amacı taşımamakta olup tamamen kendi kişisel görüş ve beğenilerime göre sunulmaktadır.
— birasever.com

 

 

 

 

82 sene önce dün, bira adına önemli bir gün: İlk teneke bira satışa sunuldu

82 sene önce dün, bira adına önemli bir gün: İlk teneke bira satışa sunuldu

6 Şövalye nasıl 6 keşiş oldu? Cevap Affligem'de gizli

6 Şövalye nasıl 6 keşiş oldu? Cevap Affligem'de gizli