Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


Yıldızlar geçidi: 2017'de Türkiye'ye gelmiş en iyi biralar

Yıldızlar geçidi: 2017'de Türkiye'ye gelmiş en iyi biralar

  Almanlar

Almanlar

2017 Ocak'tan bu yana neler olmadı ki; Ocak 1'de 3,54TL olan Dolar kuru, Şu an 3,80 TL civarında. 3,70TL olan Euro ise şu an 4,50TL'nin üzerinde seyrediyor. Asgari ücret arttı, böylece daha çok bira alabiliriz diye sevinecekken, her şeyin fiyatı da aynı oranda arttı neredeyse. Bunlara rağmen ithalatçılar ve üreticiler pes etmeyerek bizi yeni biralar ile buluşturmaya devam ediyorlar. Vergiler, zamlar vs derken neler gelmiş neler gitmiş inceleyelim.

Az çekmiyoruz vergilerden ve mevzuatlardan. Söz konusu bira olunca hem satış ve reklamında hem de ithalatında düzenlemeler mevcut. Üretiminden bahsetmiyorum bile. Çoğu biranın ülkemize neden gelmediğini 2006/33 sayılı ve 16/11/1997 tarihli Türk Gıda Kodeksi "Bira Tebliği" bize şöyle anlatıyor:

Buradan şunu anlıyoruz: "Bize göre bira %10'dan fazla alkollü olamaz. %11 Alkollü ise onun adı bira değildir". 

Buna rağmen güzel işler de olmuyor değil. Bu sene yurt dışından çok özel çaba, kişisel gayret ve özveri ile bir kaç çeşit bira geldi. Tek sefer gelip gidenler de oldu, hala satan ve arkası gelenler de. Bu biralar hakkındaki kısa kısa bilgiler eşliğinde listeye birlikte göz atalım, kimler gelmiş, kimler geçmiş:

  • Brewdog Jet Black Heart

Normalde mevsimsel bir üretimken 2016 yılında Brewdog tarafından sürekli üretimi olan biralar kategorisine alınan bir bira. Her sene Bir kaç tane prototip bira piyasay sürüp, oylama ile bize soruyorlar: "Seneye hangisini piyasaya sürelim?". 2015 Oylamasının açık ara birincisi ise Jet Black Heart oluyor.

Bu bir Oatmeal Milk stout. İsminde yulaflı süt geçtiği için Kahvaltı öğünü gibi duruyor. Bu ismin sebebi ise mayalamak için kullanılan Laktoz. Laktoz sütte bulunan, sütün buharlaşmasıyla kristal durumunda toplanan şeker, süt şekeri de denebilir. Bira mayası bu laktozu sindirip parçalayamadığı için biraya gövde ve tatlılık katmak için tercih ediliyor. Hatta bu türe bu sebeple "Sweet Stout" yani "tatlı stout" da deniyor. 

%4,7 alkollü, kahve, çikolata ve kavrulmuş malt tadının ön planda olduğu koyu bir bira. İsminden de anlaşılabileceği gibi simsiyah. 

"Jet Black" İngilizce'de siyahın en koyu tonunu nitelemek içni kullanılan bir terim. Kömür gibi siyah da deriz ama Jet Black ayrı bir güç ve koyuluk katıyor. "Jet" Türkçe'de kara amber olarak geçen ve odunun fossileşmesi ile oluşan sert siyah bir taş türü. Biranın rengini daha iyi anlatamazdı. 

Brewdog'un Punk IPA, 5AM Saint ve Dead Pony CLub'ın yanında bu biranın gelmesi çok iyi oldu ve beni şaşırttı açıkçası. Ben ilk kez Kilit Bar'da tatmıştım. Şu an daha yaygın olarak Kadıköy ve Beşiktaş'ta çeşitli publarda bulabilirsiniz.

  • Gulden Draak

Gelenler arasında en çok bu bira takdiri hakediyor bana sorarsanız. Çok lezzetli olmasının yanı sıra farkında olmadan sizi sarhoş etmesi apayrı bir olay. Alkol oranı %10,5. Brouwerij Van Steenberge tarafından üretiliyor. Gent'te saat kulesinin tepesinde yaşayan Altın Ejderha'dan almış ismini. Bardağı benim gördüğüm en güzel Belçika birası bardaklarından. Şekli "Ejderha yumurtası" düşünülerek üretilmiş. Gördüğüm yerde satın almak istediğim ama hala rast gelmediğim bir bardak.

Efsaneye göre, ilk olarak 1111 yılında haçlı seferine çıkan Norveçli Kral Sigurd Magnusson (Sigurd Jorsalfar)'un gemisinde görüldüğü söylenir. Sİgmund O dönemki Bizans İmparatoruna Aya Sofya'nın kubbesinin tepesine koyması için bu altın ejderhayı hediye eder. 100 yıl sonra, Flaman Kontu IX.Baldwin bu değerli parçayı Belçika'ya götürmüş. Tarihi eser kaçakçılığı mı yoksa takas, değiş-tokuş mu bilemiyorum. Norveçli ejderha artık Bruges şehrindedir. 1382'de Beverhout bölgesindeki savaştan sonra Ghent halkı sakinleri ganimet ve yağma sonunda bu ejderhayı almışlar ve Bryges merkezinde bulunan Belfry kulesinin tepesine koymuşlar. O dönemde de bütün fermanlar Belfry'da saklanırmış. Ejderha hem bu evrakları korumakla görevlendirilmiş, hem de özgürlük ve kudretin simgesi olmuş.

Diğer Belçika biralarından farklı olarak ikinci fermantasyonda biraya şarap mayası eklenip üretiliyor. Bu da bu birayı aslında bir "Barley Wine" yapıyor. Esmer şeker, karamel, siyah erik ve vişne kokusu veren özel bir Belçika birası.

  • Stone IPA, Stone Go-to-IPA, Stone Calı-Belgique

Brewdog'dan sonraki ikinci bomba da Stone Brewing'in ülkeye giriş yapması. Şu an çok güzel ve özel 4 tane bira bulunuyor: Go To IPA, Stone IPA, Stone Ruination ve Cali-Belgique. Bunlar teneke kutuda sunulup servis edilirken Arrogant Bastard Ale fıçıdan servis ediliyor. Neresi diye sorarsanız Anadolu yakasında Kadıköy Rind Pipo'da bulabilirsiniz mesela, ya da yerinde içmek isterseniz Akaretler'de yepyeni bir yer açtı Craft Beer İstanbul. Biralar ile ilgili detaylı bir yazıyı daha önce yazmıştım, buradan erişebilirsiniz: Stone Brewing'in ülkeye giriş yapması ve bize kazandırdıkları

Biraların fiyatları 25TL'den başlıyor. Erişilebilir olmayan bir fiyat çoğu kişiye göre. Biraların kalitesini düşününce aslında çok da yanlış bir fiyat değil. Şunu düşünmek gerek; bu biralar Dolar veya Euro endeksli fiyatlar ile ithal ediliyor. Kur bu kadar yüksek iken yerli biraların fiyat seviyesinde olması zaten beklenemez. Bira fiyatlandırması yerine ekonomiye çatmak biraları daha içilebilir yapabilir. Şimdilik kalıcı olarak gözüküyor bu biralar.

  • Petrus Dubbel

petrus-dubbel-tripel

Petrus'un ismi nereden geliyor bilen var mı? Flaman İncil'inde, Aziz Peter (Saint Peter)'e verilen isim. Aynı zamanda Petrus, İsa'nın on iki havarisinden biri ve İsa'nın diğer bir havarisi olan Andreas'ın kardeşidir. Petrus, Hristiyanlığa göre İsa'nın Kilisesini üzerinde kurmak istediği Kaya'dır (temel kişi). "Kaya" anlamına gelen Aramice Kifas(Latince Petrus) künyesini kendisine İsa vermiştir. Eski tasarım şişelerinin üzerinde Aziz Petrus'u görmek mümkün. 

Petrus serisi ikiye ayrılıyor. Biri ekşi serilerin olduğu  Petrus sours, diğeri de Petrus Tradition olarak bilinen ve ülkemize gelen seri. Gelen üçlü içinde bence en güzeli de Dubbel, zaten üreticinin en ödüllü birası aynı zamanda.

Kokuda ön plana çıkan karamel, tat olarak da yine en baskın aroma. Bunun ana sebeplerinden ikisi; Petrus’ta kullanılan karamel maltları ve candy şekeri. Ayrıca, Petrus gayet tatlı bir bira. Tatlı biralardan hoşlananlar için güzel bir seçim olacağını düşünüyorum. Şerbetçiotlarından kaynaklanan bir acılık kesinlikle yok ve alkol tadı hissedilmiyor. Kolay içimli  bir bira olduğunu söyleyebilirim. (Birasevdası.net'ten alıntıdır). Bence bu bira gidici, bulduğunuz yerde yakalayıp içmenizi öneririm henüz hala varken.

  • Mikkeller Beer Geek Breakfast

Mikkeller'in ülkeye geleceğini duyunca sevinmekten ziyade şüphe ile yaklaşanlardandım. Sonuçta pahalı bir ülkeden gelen, popüler bir bira. Danimarka Kronunun hali ortada. Danimarka'da refah düzeyi ve fiyatlar da ortada. Kesin 30TL üzerinde olacak derken, 40TL üzerinde bir fiyat ile geldi. Çoğu kişi için bu nereden baksanız 10 - 15 adet yerli bira parası. Denemek için alabilirsiniz elbet, ama el yaktığı bir gerçek. Şimdilik bulabileceğiniz belli başlı yerler var: Anadolu yakası Rind, sonra Savoy, Yildiz Wine, Comadeus.

Biradan bahsedelim. Breakfast serisi, Kahvaltıda içebileceğiniz biralar için kullanılıyor. Çünkü içinde yulaf ve ciddi oranda kahve var. Kahvaltınız gibi yani. İçeriğinde yüzde 25 oranında yulaf var. Ayrıca etiketteki French press'ten kahveli bir bira içeceğinizi anlıyorsunuz. Bunu da pişirilen her 20 litreye, 50gr kahveden elde edilen 0,5 litre öğütülmüş kahve ekleniyor. Bu da birayı oldukça kahveli yapıyor. Kahve acılığı herkesin sevebileceği bir şey değil. O sebeple birayı içerken yüzünüzü buruşturursanız gayet anlaşılabilir; simsiyah bir espresso içiyormuşsunuz gibi. Bu birayı şu an Norveç'ten Lervig üretiyor, İskandinavya'da Nøgne Ø tarafından üretilen şişeler de dolaşmakta. Kahve, is ve çikolatanın yoğun olduğu güzel bir stout. Benim tavsiyem tatlı bir şeyler ile eşleştirmeniz. Bu acılığı başka türlü dengeleyemezsiniz.

  • Mikkeller Monk's Brew

Ülkemizde en çok temsilcisi olan tür Belçika birası. Yavaş yavaş diğer türler de geliyor, ama hali hazırda damağımızın az çok alışık olduğu ve içenlerin de beğendiği biralar genelde Belçika'dan çıkıyor. O sebeple Mikkeller'den Monk's Brew ya da Monk's Elixir isimli bira aslında güzel ve doğru düşünülmüş bir tercih. Türkçe'ye keşiş birası olarak çevirebiliriz. Mikkeller bu birayı üretirken Rochefort ve Westvleteren manastırlarndan esinlendiğini söylemiş. Yaşam tarzları ve biraya gösterdikleri aşırı özen ile Mikkeller'in dikkatini çekmiş.

Üretmek için Belçikalı De Proef Brouwerij'İn tesisini kullanmayı seçmişler. De Proef da Mikkeller gibi bir çingene (gypsy) üretici olarak geçiyor ve üretim tesislerini sağa sola kiralayarak geçim sağlıyorlar. Aynı zamanda bira üzerine ARGE yaptıkları bölümleri de var. 

Mikkeller Monk's Brew esinlendikleri Rochefort 10 veya Westvleteren kadar güzel değil maalesef. Quadrupel türündeki bu bira %10 alkollü. Alkolü iyi gizliyor. Fazla da meyvemsi. ANcak Bir Rochefort 10'un yumuşaklığı ve sunduğu 74236846846 farklı tat ve aroma yok. Keşişler bu işi iyi biliyor, senelerini vermelerinin bir sebebi var. Ratebeer puanı 98. Kötü bir bira kesinlikle değil, türün özellikleri ile kıyaslarsanız geride kalıyor sadece. Quadrupel Top 50 listesinde 48 numarada yer bulmuş kendisi.

O kadar para verilir mi demeden önce kendiniz deneyin, bira, içtiğiniz ortama, damak tadınıza ve modunuza göre değişen bir içki. Kendi tecrübenizi kendiniz oluşturun.

  • Gara Guzu Gara Porter

Son biramız ithal değil :) Gara Guzu'dan kış mevsimine ve soğuklara uygun kavruk tatlı güzel bir bira: Gara Porter.

%6,4 alkollü kavrulmuş tatların ön planda olduğu, arada kahve aroması ve tadının geldiği güzel bir bira. Gövdesi orta-düşük. Ben beğenmiştim içtiğimde. Türünün örnekleri ile kıyaslarsak aromaların zayıf kaldığını söyleyebilirim. Uzun ve kalıcı değil damakta. Ancak bu daha ilk üretim ve eminim tarif de zamanla gelişip düzelecektir. 

Bu yazıyı yazdığım sıralarda yeni IPA tarzı biraları ile marketlerde görebilirsiniz. Summer IPA üzerine daha çok şerbetçiotunun kullanıldığı Gara Guzu IPA 4C'yi de 2018 en iyi biralar yazısında göreceksiniz muhtemelen :)

Neden 4C? Amerika'nın Batı yakasında yetişen Şerbetçiotlarının baş harflerinden geliyor. Bunlar: Columbus, Chinook, Centennial, Cascade. Şerbetçiotu karakterinin ön planda olduğu bu bira %6 alkolü ile satışa başladı.

Peki ya diğerleri? Corsendonk geldi ve geçti mesela. DUbbel'i, oldukça güzel bir bira, ya da bir başka güzel bira Gulden Draak 9000. %10,5 alkollü, bol ödüllü karamel tadının baskın olduğu süper bir quadrupel. Fuller's India Pale Ale geldi ama biz alışık değiliz bu tada daha. IPA denince hala acılık ve bir dünya çam, reçine ve orman kokusu arıyoruz. Halbuki IPA türü de altında 37946947 farklı tür barındıran kocaman bir dünya. İngiliz türünde bu IPA da pek sevilip tutmadı bana sorarsanız.

Bu sene de bunlar geldi geçti. Unuttuklarım varsa haber verin ekleyeyim. Peki sizin favori 2017 biranız hangisiydi?

Mutlu Yıllar

christmas-beer.jpeg
Bira yapanların en büyük derdi: "Biram kötü kokuyor.", "Biramın tadı garip."

Bira yapanların en büyük derdi: "Biram kötü kokuyor.", "Biramın tadı garip."

Belçika biralarının iki yüzü: Trappist biraları ve Manastır (Abbey) biraları

Belçika biralarının iki yüzü: Trappist biraları ve Manastır (Abbey) biraları