Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


Barselona bira rehberi ve bira turu I.Bölüm: BottleShoplar

Barselona bira rehberi ve bira turu I.Bölüm: BottleShoplar

Yine bir yarışı bahane ederek Avrupa'ya bira içme amaçlı seyahate gittim. Artık başka özürler bulmam lazım, maraton numarası bayatladı. Barselona yarı maratonu için 10 - 14 Şubat biletleri ve konaklamayı ayarladıktan sonra tabii ki de ilk iş nerede ne yenir ne içilire bakmak oluyor.

Sol taraftaki zenci benim, evet.

Ratebeer.com/places bu konudaki en büyük bilgi kaynağınız. Şehirde ne var ne yok size her detayıyla söylüyor. Valensiya'daki yarıştan sonraki pub sayısının ve bira çeşitliliğinin azlığının yarattığı hayal kırıklığını ancak Barselona telafi edebilirdi.

İlk iki sıra Biercab tabii ki. Üçüncü sırada son gün içtiğim stoutların mahzeni Rosses i Torres var. Hepsinin puanları da oldukça yüksek. Kıyaslama yapabilmeniz için söylüyorum şu an. Ratebeer'dan İstanbul'a bakarsanız: https://www.ratebeer.com/places/city/istanbul/0/203/ ne demek istediğimi anlarsınız. Bizdeki en yüksek puanlı yer 80, o da Bosphorus Brewing. The Populist bile 70 puanda. Siz düşünün bu skalada 90 üzeri puan almak aslında ne anlama geliyor.

Turistik olarak anlatmayacağım, yemek olarak bir iki dikkatimi çeken detayı paylaşacağım en fazla o kadar. Temelde biralar ve gezdiğim bira ile alakalı mekanlar hakkında yazacağım. İşi seyahat blogu yazmak olan çok insan var. Bunu onlara bırakıyorum.

Rosses i Torrades

Sol taraf Belçika ve İspanyol, onun yanı Mikkeller ve Danimarka karışımı, sağ raflar Amerika ve İsveç...İçerisi Hollanda, İskoçya diye gidiyor

En sevdiğim biraları Black Block Imperial Stout. Bunun Brandy fıçılarında, Burbon fıçılarında ve Tekila fıçılarında beklemiş 3 farklı versiyonu var

Girer girmez 2 IPA 2 Imperial Stout alıyorum La Pirata'dani sonra De Molen raflarına yönelip bir de Amarillo alıyorum. Bu 5 biraya toplamda 16.49 ödeyip çıkıyorum. Daha fazlasını almak istemedim çünkü otele Beergium.com'dan verdiğim siparişin gelmesini bekliyorum. 

Fiyatlar makul düzeyde. Barselona İspanya'daki diğer yerlere göre turistik ve pahalı olsa da biralar için aynı şeyi söyleyemem. Şu an çok popüler olan Omnipollo biraları 6,49'dan başlıyor mesela. Ama düşününce bizim o paraya dışarıda Weihenstephaner içtiğimiz gerçeği  tokat gibi çarpabiliyor. Omnipollo Yellow Belly 11,60€'tı mesela. Mikkeller Beer Geek serisi 9€'dan başlıyordu.

Burası RateBeer'da 3. en iyi yer. Kendisi bir bottleshop olarak geçiyor. Ancak içeride toplamda 15 kişiyi ağırlayacak kadar masa ve sandalye var. İsterseniz biralarınızı alıp oturabiliyorsunuz. Ben Barselona'ya geldiğim ilk gün buraya uğradım çünkü çok aradığım bir İspanyol üretici olan La Pirata'nın biralarını burada bulabiliyormuşum. La Pirata Suria'da kurulmuş. Logo ve etiket tasarımlarını çok beğeniyorum, biraları da aynı güzellikte.

 

Konum olarak da Universitat bölgesinde yer alıyor. Metro ile ulaşım çok kolay. Urguell durağının 2 üst paraleli. Buranın 2 sağında Brewdog'un pub'ı, 3. paralelinde ise BierCaB'İn hem pubı hem bottleshop'u var. Yani aslında buraya geldiğinizde bir çok biraya erişiminiz oluyor. Burayı aklıma yazdıktan sonra uçağımın akşam 6'da olduğu son gün buraya tekrar sabahtan gelmeyi kafama koyarak ayrılıyorum.

Gün 14 Şubat, saat 11:30. Dükkan yeni açılmış, içeride sahibi ve bir tek ben varız. Bir gün önceden yediklerim hala sindiriliyorken kahvaltı yapmamış bünyeyle soluğu burada alıyorum. Dedim ya deneyecek çok bira var. Ve bu küçük yer hem samimi bir sohbet hem de içebileceğinizden daha çok bira sunuyor. Öncelikle şu raflara bakın:

Oturdum ilk iş kahvaltı yapmak. Ama yiyecek bir şey satmıyormuş cipsten başka...Ne güzel. İş başa düştü ve kahvaltılık tek bira olan Founder's Breakfast Stout ile başladım beslenmeye. Fiyatı biraz pahalı: 7,20€. Yapımında Sumatra ve Kona kahvesi ile bitter çikolata kullanılmış. Bira tam da bunları vaad ediyor. Çikolatalı yulaf tadı ile birlikte kahve çok dengeli. Ama daha çok acı tarafta. Bitimi çok hafif. %8,3 gizlenmiş. Founder's'ın amiral gemisi olan bu biranın etiketi de çok güzel:

Oatmeal stout olmasının getirdiği bir tatlılık var. Kahvedeki acılığı dengeliyor. Yulaf ile yapıldığı için "Oatmeal Stout" türleri diğer stoutlara göre daha tatlı ve yumuşak içimli oluyor.

Çıtayı en baştan yüksek tutmanın acısını ikinci birada çekiyorum. Mekan Sahibinin önerisi üzerine Norveç'e gidiyorum. Daha tatlı ama aynı zamanda baymayacak, hafif "dry" bir bira istediğimde söylediğimde bana Lervig'den 3 Bean Stout öneriyor. Lervig'in ismini son zamanlarda çok duymuş olsam da denemek nasip olmamıştı. Dİrekt biranın üzerine atlıyorum.

Brezilya'dan Way Brewing ile ortak çalışılan bir bira. Etiketindeki ve ismindeki 3 adet "Bean": Tonka Fasulyesi, Vanilya ve Kakao çekirdeklerini anlatıyor. Fasulyeler Brezilya'dan gelmiş. Ve biraya inanılmaz bir hava katmış. Benzer bir tat olarak ülkemizde konservesi satılan "Red Kidney Beans" yani kırmızı barbunya olabilir. Çikolata, tarçın, vanilya, kahve ve hiç de olmayan %13 alkol. Ben böyle bir bira daha önce içmedim. Lervig'i kesinlikle radara alıyorum ve ileriki sevkiyatlarda mutlaka daha da birasını içeceğim. Şu içtiğim bira 4,90€, olacak iş değil gerçekten. Kafam hafif güzel olmaya başladı. Ama durmak yok yola devam. Uçağa kadar daha çok vakit var. Ancak karnım aç. Daha da içmek istiyorsam bir şeyler yemem lazım. Çantamdaki Wasabi kaplı fasulyeleri açıyorum artık.

Artık çıta daha fazla yükselemeyecek diye endişelerim var. Sahibiyle de alkolün verdiği etkiyle sohbete başlıyoruz. İşinin ne kadar zor olduğunu her gün yeni üreticilerin gelip iğrenç iğrenç biraları tattırdığını ve her birine hayır demenin zorluklarından falan bahsediyor. Bana hayatı tozpembe gelmişti oysa ki. Düşünsenize bir dünya biranız var elinizin altında, ne isteseniz onu içersiniz. Ama beyaz yaka sorunları da varmış anlaşılan. Laf lafı açıyor ve ben Brewski'den SnoutJuice Imperial Stout söylüyorum. O sırada sahibi de kendisine tatması için Amerika'dan gönderilen bir Gose açıyor. 

Yine İsveç, yine oldukça güzel bir bira

Bir başka güzellik daha tatmış oluyorum: İsveç'ten Brewski. Brewski Kanadalılar'ın Bira deme şekliymiş. Aynı zamanda Lehçe'de çok sevilen bir birayı nitelemek için kullanılan bir ifade; yani "Brew+Ski". Yanlışım varsa Lehçe bilenler beni düzeltsin lütfen. Brewski son dönemlerde meyveli IPAleri ile biliniyor:

Söylemeyi unuttum, içeride 2 tane de soğutucu var. Her bira tabii ki dolapta yer almıyor, ancak içeceğiniz bir şey varsa önceden seçip dolaba koymanızda fayda var. Bu üstteki fotoğraf da IPA ve Pale Ale dolabından. Siyah biralar ayrı dolapta yer alıyormuş. Ne diyeyim herkesin bir takıntısı var :) Brewski kendisini şöyle tanımlıyor:

BREWSKI DONT DO BEER. BEER DO BREWSKI.
Türkçe (aşağı yukarı):

-Brewski bira yapmaz, biralar Brewski olur

Biraya gelirsem, vanilya, çikolata ve kahve ile beklediğimden daha az tatlı daha az dengeli, çikolatanın vanilyaya baskın geldiği azıcık denge sorunu olan bir bira. Imperial Oatmeal stout olarak geçiyor yani tatlı olması beklendik bir şey. Bu tatlılık alkolü yine gizliyor ve %11,5'lik bir bira içtiğinizi unutuyorsunuz. Yanlış anlamayın bira gerçekten çok çok güzel, ancak ilk içtiklerim o kadar iyiydi ki, bu onların gölgesinde kalıyor. Altın vuruşa 1 bira hakkım kaldığını düşünüyorum. Seçeneklerim arasında Omnipollo Lorelei, Yellow Belly, Anagram Blueberry Cheesecake, Texas Ice Cream olmasına rağmen yüksek fiyatları ile tercihim yine Norveç oluyor. Fİyatları da sırasıyla: 10,49, 11,60, 10,40 ve 6,49...Omnipollo hype'ı olduğu bir gerçek. Her ne kadar içmek istesem de o paraya 2 ya da 3 farklı bira içeceğimi düşündüren Türklük damarım ağır basıyor ve Nøgne Ø'dan 75'Lik Imperial Stout söylüyorum. Fiyatı 6,90€ bunun da.

%9 alkolüyle ilk kez 2005'te üretilmeye başlanmış. O zamandan beri de 7 farklı ödül almış çeşitli yarışmalardan. Üretiminde kavrulmuş maltlar, çikolata maltı, Columbus ve Crystal şerbetçiotu ile birlikte İngiliz mayası kullanılmış. Sonuç: Simsiyah, ışığı geçirmeyen renkte ve koyulukta vanilya, çikolata, kavruk malt, ara ara karamel koklayabildiğiniz, kahve, karamel, vanilya ve Belçika biralarında alışık olduğunuz meyvemsi tatlar. %9 alkol çok iyi gizlenmiş bunda da. RateBeer puanı bunun da 100. Barselona'dan ayrılırken geride bıraktığım biralara çok üzüleceğim. 

Şişenin dibine gelirken artık bir şeyler yemem gerektiğini farkedip hesabı istiyorum. Sahibinden öneri olarak yer sorduğumda bana hemen köşede yer alan Katalan bir esnaf lokantasını öneriyor. Turistik olmayışı, gösterişli yemekler ve tabakların olmaması gibi şeyler sıralıyor ama benim tam da aradığım şey. İsmi "Gelida". Burada 8€'ya Deniz mahsullü paella ve dana ciğer yiyorum, bayağı da doyuyorum. Saat 13:15. 14:00 gibi Rosses i Torrades siesta kapanışına gidecek. Kapanmadan son 1 bira daha içebilecek vaktim ve kanımda alkole yer var diyerekten tekrar gidiyorum.

İyi ki de gelmişim, çünkü efsane bir bira içmeme vesile oluyor bu ziyaret. İskoç Tempest Brewing'den Mexicake Imperial Stout! 

Mexican Cake denen bir tatlı var. Tarçın, vanilya, kakao ve chili biber ile yapılan, karmaşık tatlar sunan bir kek. Bu tarz ikili tatları seviyorsanız, tatlı-ekşi, tatlı-tuzlu gibi, tatlı-acı kombosuna da şans vermeniz gerekecek. Bu içtiğim Imperial Stout, İskoç Tempest Brewing tarafından yaratılmış çok lezzetli bir sıvı kek. 2010 yılında İskoç Gavin ve Yeni Zelandali Annika tarafından bir Pub'da tanismalarinin ve garajlarinda kendi biralarını denemelerinin ardından ortaya çıkan bir proje

Mexicake, üretiminde vanilya, tarçın, chili ve kakao kullanılan kopkoyu motor yağı kıvamında bir bira. Kokusu oldukça tatlı, çikolatalı ve kavruk maltli. İlk yudumu aldığımda gözlerimi istemsiz kapadım ve kendimden geçtim. Mükemmel dengeli, tatlı, çikolatalı bir tat sona doğru tarçın ve biberin acılığı ile dengelenmis. Yapımında Mulato ve Chipotle biberi kullanmışlar. Mulato çikolata ve tütün misali his ve tattan da sorumlu. Scoville ölçeğine göre az acı (2500-3000 birim). O kadar yoğun bir bira ki, ağzınızı dolduruyor, yüksek gövdesine rağmen hiç ağır değil. Bitince soru şu olacak: %11 alkol mü? O da ne? Ben taptım bu biraya.

Artık havaalanının yolunu bulma vakti geldiği için buradan temelli ayrıldım. Sahibi çok sıcakkanlı biri ve neredeyse her birayı denemiş dükkandaki. Size seve seve yardımcı oluyor. İngilizcesi de orta seviyenin üzerinde. Sorunsuzca anlaşabiliyorsunuz. Ben kesinlikle buraya uğramanızı tavsiye ediyorum. BierCab'in shop'una göre daha ucuz ve daha çok Avrupa'lı çeşit var.

Lambicus

 

Barselona'da 5., bottleshoplarda üçüncü 95 puanlı Lambicus'a geldi sıra. Bünyesinde 400'den fazla Belçika birası bulunan bir mabed adeta. Yalnızca Belçika birası değil Katalan biralarının da satışı var. İsminin hakkını verir şekilde biraların çok büyük çoğunluğu Lamci ve Gueueze biralardan oluşuyor. Ama nadir bulunan La Trappe Oak Aged'den tutun da, sınırlı üretim Delirium Deliria'ya kadar onlarca çeşit var. Belçika biralarını denemeye henüz başladıysanız ve sevdiyseniz burada her bir tür örneğini bulmak mümkün.

Ben buradan bir şey almadım, fiyatlara bakmak ve ilginç bir şeyler var mı göz atmak için uğradım.

lambicus-bottleshop
lambicus-beer-shelves
lambicus-belgian-beers

Büyük St:Bernardus Abt.12 8€, Chimay serisi 1,80€'den başlıyor. Kafaları duvarlara vurmalık tam. Arka tarafa doğru yer alan büyük bir masa var rafların önünde. Orası her ay yapılan tadımların gerçekleştiği "eğitim masası". Web sitelerinde düzenlenen etkinliklere ait fiyat ve tarih bilgisi bulabilirsiniz. Çok düzenli bir siteleri var.: www.lambicus.com/en/

Burası tam bir maden, özellikle Lambic seviyorsanız ve ülkemizde de bariz bir eksklik var bu yönde, burası tam size göre. Lambic biralara çok ilgim olmadığından buradan bir şey almadan uzaklaşıyorum. Hedef Tabii ki de bir numara: BierCaB.

BierCaB Shop

 

Brewdog'un bir sokak ilerisinde, Kocaman bir Lidl'ın yakınında, BierCab Pub'ın yanında. Barselona'nın ve hatta İspanya'nın en yüksek puanlı yeri. Bu güzide Bottleshop ithalattaki ve isminin getirdiği gücüyle Avrupa'da bulmanızın çok zor olduğu biraları size sunan bir yer. Bir kaç örnek: Prairie biraları, Evil Twin, Hoppin' Frog, Lost Abbey, WestBrook, Ale Smith ve daha nicesi. Bunların hepsinin bulunmasının bir bedeli var tabii ki. Amerika'dan geldikleri için minimum 10€'yu gözden çıkarmanız gerekiyor. Şubat'In 2.haftası itibariyle çekebildiğim bazı biraların fiyatlarını buraya yüklüyorum:

Burası gerçekten kendinizi kaybedeceğiniz cinsten bir yer. İlk gün uğradığımda yarış sonrası içmek için bir kaç bira almak istedim. Kasada duran kişi yeterince bilgili, yardımcı ve aynı zamanda iyi de İngilizce konuşuyordu. Derdinizi rahat rahat anlatıp ona göre öneri alabilirsiniz. Onun sayesinde çok güzel 2 bira deneme fırsatım oldu:

Stigbergets Gbg Beer Week 2016, İsveç'ten ve 100 puan, mükemmele yakın bir IPA

Bell's Expedition Stout ve Chök'ten bir tatlı; Michigan'dan, bu da 100 puan

Stigbergets'in IPA türündeki GBG Beer Week 2016 birası Ratebeer'da IPA Top 50 listesine girebilen ilk İsveç IPA'i olma onurunu taşıyor. Aynı zamanda 2016'da üretilen IPAler arasında hep ilk 5'te yer aldı bütün sene boyunca. Ben de çok beğendim. Bulanık ve meyve suyuna yakın gövdesi, turunç ve şerbetçiotunun çok dengeli buluşması ve acı bir bitiş. Oldukça güzeldi. Ben çok dengeli ve aromatik buldum. o/o'dan Narangi içmiştim aynı gün, Narangi'de her şey o kadar gizlenmiş ki, su gibi gitti, ama Stigbergets daha cesur ve tatlı başlangıç, ortada meyvemsi, hafif karamelli, turunç tadı ve acı bitişi (ama kesinlikle dudak bükmeyen bir acılık) ile çok güzeldi. Hiç bir aroma bir diğerine baskın değil. Bunca oyu ve olumlu yorumu hakederek aldığı çok belli. Bu bira şu an kıtlıkta. Bulmak giderek zorlaşıyormuş. Hangi dükkana sorduysam elindeki son stokların kaldığından bahsetti, haberiniz olsun. Bell Brewery'nin Expedition Stout'u ise Amerika'daki ilk Imperial Stoutlar arasında. Ratebeer Top 50 bira listesinde 17. sırada yer alıyor. Bu birayı çok detaylı yazmak istiyorum ama yazı yeterince uzadı, o sebeple kabaca kavrulmuş malt, bol çikolata, kahve aromalı, tatlı biten ama acı başlayan yüksek gövdeli başarılı bir bira. Ama çok başarılı. Chök Barcelona'dan aldığım müthiş lezzetli, brownieli ve Katalan kremalı doughnut ve fıstıklı çikolatalı cookie ile yedim...Kendimden geçtim. Birayı içmeseniz de Chök'e mutlaka uğrayın :)

BierCab Shop'a dönersek, içerideki 5 parça soğutucuda her çeşit bira var. Güzel taraflarından biri de biraları buradan seçip yan taraftaki pub'da içebiliyorsunuz. Pub'ın yemekleri de çok çok güzel. Bu sebeple yemeğinizin yanına BottleShop'tan da öneriler alabilirsiniz. Ben bu sayede Evil Twin Ashtray Heart, Evil Twin Christmas Eve at a New York City Hotel Room 2015, Bell's Special Double Cream Stout ve La Pirata'dan Lab No:001 biralarını denedim. Hepsi Stout, hepsi birbirinden güzel ve sırasıyla 6,50€, 4,90€ ve 3,40€. Bunlar yine makul gibi gözükenler. 

BierCaB gibi bir yer varken diğer yerlerin iş yapması oldukça zor gözüküyor. Ancak bu zenginlik sizi aldatmasın çünkü bu nadir biraların en büyük eksisi pahalı olmaları. Diğer BottleShoplar daha mainstream biraları daha uygun fiyatlara sunuyor. Hiç tadamayacağınız biraları buradan içebilirsiniz, diğerleri için de yerel BottleShopları ziyaret etmekte fayda var. Burası gerçekten de bir numara olmayı hakeden bir yer.

Yazının tahmin ettiğimden fazla uzaması üzerine burada ikiye bölüyorum. Bir sonraki yazıda pub, brewpub ve restoranlara değineceğim. Ülkemizde biraların pahalılığını, vergileri ve gelen biraların düzlüğünü bu seyahatlerde daha iyi anlıyor insan. İthalatçılar Belçika biraları yerine başka türlere yönelse belki de daha hızlı bir gelişim gösterir pazar. Ancak onlar da haklı. Bir grup bir tür birayı sevip alışınca en risksiz yöntem onlardan getirmeye devam etmek. Buna cevap verecek yine bizleriz içtiklerimizle.

Afiyet olsun!

 
belirtmekte fayda var, alkol dostunuz değildir ve sağlığa zararlıdır, burada alkolü özendirmeye çalışan bir yazıdan bahsetmiyoruz. anlatımlarım reklam amacı taşımamakta olup tamamen kendi kişisel görüş ve beğenilerime göre sunulmaktadır.
— birasever.com
Barselona bira rehberi ve bira turu II.Bölüm: Bar, Brewpub ve Publar

Barselona bira rehberi ve bira turu II.Bölüm: Bar, Brewpub ve Publar

Brouwerij Huyghe deyince kimsenin anlamadığı, "Pembe Fil" dendiğinde herkesin tanıdığı Delirium biraları

Brouwerij Huyghe deyince kimsenin anlamadığı, "Pembe Fil" dendiğinde herkesin tanıdığı Delirium biraları