Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


Biraz da birasal bilim konuşalım: Bira neden geğirtir? Nasıl önlerim?

Biraz da birasal bilim konuşalım: Bira neden geğirtir? Nasıl önlerim?

Bira içen herkesin ama herkesin istisnasız kaçamayacağı bir son vardır. Hayır tuvaletten bahsetmiyorum, alternatif son olarak "Geğirmek" ten bahsediyorum. Belki biraz reklam filmlerindeki replikler gibi olacak ama, ya size bunu önlemenin bir yolu olduğunu söylesem? Ayda sadece 9,95 TL'ye sizi büt...Şaka bir yana,  her bira içtikten sonra bir kutu kolayı kafaya diktikten sonraki şişkinliği yaşamak zorunda değilsiniz. İşin aslı birayı nasıl içtiğinize bakıyor!

 

Konunun temeline inelim: Karbonasyon (Gazlılık)

Biranın farklı ve özel bir içecek olduğu bir gerçek. Arkadaşlarınızla ve dışarı çıktığınızda uzun uzun konuşacak cesareti ve ortamı sunması dışında bir özelliği Karbondioksit içermesi. Yani küçük kabarcıklar (Hava taneleri). İçtiğiniz biradaki karbondioksit ya da karbonasyon seviyesi biranın türüne göre çok değişkendir. Mesela Belçika ve Alman Ale türü biralar (Genellemenin dibi) Amerikan butik biralarına kıyasla genelde daha gazlıdır. Bu da ağzınızda bıraktığı hissin ve biradan yudum aldığınızda uyarılan tat alma memeciklerinizde yarattığı hissin farklı olması demek. Ufak bir parantez açalım. Ağızda bıraktığı hisse etki eden diğer etmenler biranın gövdesi, kremamsı olup olmaması, alkol oranı ve servis edilen sıcaklıktır.

Gazlılık veya karbonasyon aynı zamanda biranın köpüğünden de sorumludur. Çeşitli komiklikler ve şakalara konu olan "bira köpüğünden bıyık" olayındaki köpük aslında biranın tadını alabilmek için kilit bir role de sahip. Biradaki acılık (bitterness olan, Adana-Urfa'daki acılık değil) ve aynı zamanda tatlılığı en önce köpükten hissedip alıyoruz.

Ne zaman köpüğü yok saymış oluyoruz peki? Birayı direkt şişeden veya kutudan kafaya diktiğimizde. Ve işte asıl sorun da burada yatıyor.

beer-foam

Sorun köpükse, cevap bira bardağında gizli!

CO2'nin biranın tadındaki rolünü anladıktan sonra varmamız gereken sonuç şu olmalı: bu güzel tadı direkt midemize alarak heba etmek yerine ait olduğu yer olan ağzımızda bekletmek ve öyle içmek en mantıklısı. Eğer birayı şişeden veya tenekeden içiyorsanız, kendinizi köpükten yoksun bırakıyorsunuz ve karbondioksitin direkt midenize girmesine neden oluyorsunuz. CO2 midenize ulaştığında da gaz olarak hacmi artıyor ve size şişkinlik hissi veriyor. O sebeple karınlar hep şiş geziliyor. Aynı zamanda da bu gaz genişledikçe de yer bulamadığı için sindirim sisteminden geğirme suretiyle ufak ufak "kaçıyor".

 

Ancak bir elinize bardak diğer elinize bira alırsanız ve birayı şanına yakışır şekilde bardağa boca ederseniz, bira bardağın dibine çarptıkça daha çok karbondioksit açığa çıkartacak. Üstelik soğuk bir birayı, oda sıcaklığında bir bardağa koyduğunuzda, CO2'deki ısı artışı sebebiyle birazcık daha karbon kaçacak. Bundan sonraki aşamayı hepimiz biliyoruz: Biralarda hasta olduğumuz aroma koruyan ve aynı zamanda yayan bira köpüğü. Bunu görünce artık gönül rahatlığıyla kendimizi bir kaç geğirikten kurtardığımızı söyleyebiliriz.

Ayrıca dikkatinizi çekmek isterim, hiç şişeden şarap ve şampanya içildiğine şahit oldunuz mu (çok nadir durumları konunun dışında tutuyorum)? Biraya da aynı saygı, alaka ve ilgiyi göstermek gerek. Artık bira içerken daha az şişkinlik ve daha az mide rahatsızlığı yaşamanız dileğiyle. Bunların hepsi sırf 1 bira daha fazla içebilesiniz diye.

 

Fuller's IPA geldi diye sevinirken...Beklentilerimiz karşılandı mı?

Fuller's IPA geldi diye sevinirken...Beklentilerimiz karşılandı mı?

Witbier, Buğday birası ya da Belçika Usulü Weissbier nedir?

Witbier, Buğday birası ya da Belçika Usulü Weissbier nedir?