Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


Biraz dürüst olma zamanı: Teneke kutuda bira mı? Şişe bira mı?

Biraz dürüst olma zamanı: Teneke kutuda bira mı? Şişe bira mı?

Yıl olmuş 2019 hala teneke kutuda satılan biralara karşı ön yargılarla savaşıyoruz. Çoğu üretici hem taşıması kolay, hem maliyeti düşük hem çevreci… gibi çeşitli sebeplerden zaten teneke kutuya seneler önce geçmişti. Yavaş yavaş irili ufaklı herkes bu kervana katılıyor. Heineken, Becks, Bud ya da Corona tenekeler neredeyse her yerde. Türkiye hariç…

Bu algıyı destekleyen çok yaygın bir inanış da var: “Şişe bira daha kaliteli yeaaaaa” algısı. Bu biraz Amerikan kültürü biraz da büyük üreticilerin pazarlama oyunu sonucu oluşmuş bir şey. Seneler önce Amerika’ya ithal edilen şişe biraların yerel pazarda satılan biralardan “daha kaliteli” ve “daha premium” olduğunu iddia eden üreticiler bir de şişe biraların fiyatını teneke biralardan daha da pahalı yapınca işler değişti. Şirketlerin pazarlama departmanları da bu algıyı kuvvetlendirmek için 40 takla attı. Konunun özü: Teneke kötü. Şişe iyi. şişe pahalı. Çünkü şişe kaliteli.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değil. Hatta tenekelerin şişelere kıyasla üstün olduğu bir çok konu da var. Bu yazıda bunları sıralamak istiyorum.

Teneke kutular kesinlikle ışık geçirmez

Taze biranın en büyük düşmanlarından biri tabi ki ışık, özellikle de gün ışığı. Şişe bira ışığa maruz kaldığında oksidasyona sebep oluyor, bu da biranın iğrenç kokmasına ve bozulmasına yol açıyor. Kahverengi şişeler yeşil ve şeffaf şişelere göre ışığı en çok filtreleyen şişeler. Ama teneke kutular bu konuda hepsinden daha iyi. Işık alüminyumu delip geçemeyeceği için, biranızın bozulmaması ve daha uzun süre taze kalması teneke kutular sayesinde mümkün.

Farklı renkte şişeler ve ışığın etkileri ile ilgili detaylı bilgi eski yazılarımdan birinde mevcut: http://www.birasever.com/blog/2017/3/13/bira-siseleri-ve-renkleri

Teneke kutular şişelere göre daha sıkı mühürlüdür

Genelde biranızı satın aldığınız günden itibaren 3-4 ay içinde içiyorsanız teneke kutuların bu özelliği sizi pek ilgilendirmeyecek. Biralarınızı bekletiyorsanız şayet, uzun vadede biranızın tadında değişiklik olması çok muhtemel. Mantar kapaklı biraları düşünün mesela. Bir çok Belçika birasında mevcut. Bu tarz biralarda ve şişelerde mikro-oksidasyon adı verilen, mantar kapaktan çok az da olsa şişeye oksijen girmesi olayına deniyor. Bu yüzden mantarlı şişeler çoğunlukla şişede maya içerirler ve tatları da zamanla değişir. Oksidasyon bu tarz biralarda istenen bir şeydir. Ama bunun dışındaki biralarda oksijen büyük düşman.

Kısaca yıllandırılması gereken ya da yıllandırılacak biralar için oksijen geçmesi iyi bir şey, ama geri kalan her şey için teneke kutu %100 koruma sağlıyor.

Son 10 yılda kutulama teknolojisinin ne kadar ilerlediğinden haberdar mısınız?

Özellikle şişenin ya da kutunun içinde ne kadar az hatta artık sıfıra yakın oksijen kaldığını düşünürsek. Şişedeki toplam oksijen diye ticari bir ölçümleme bulunmakta. Sıvının (bizim örneğimizde biranın) içinde çözünmüş haldeki oksijen miktarı ile, teneke kutunun ya da şişenin kapağı ile sıvı arasında sıkışan oksijen miktarının toplamına deniyor. Çözünmüş oksijen miktarı ne kadar fazlaysa biranın tadı, kokusu, ve birayı bira yapan her şey o kadar çabuk bozulacak demektir. Günümüzde teneke kutu hatlarında gelinen noktada neredeyse şişenin tepesindeki ufak noktada biriken cüzi oksijen kadar teneke kutularda oksijen ölçülüyor. Bu muazzam bir gelişme.

Gelelim biranızdaki metalik tada, hayır, o tat teneke kutudan gelmiyor maalesef

Eminim bir çoğumuz alüminyum ambalajların biradaki metalik tadın kaynağı olduğunu düşünüyor hala. Bu noktada bilinmesi gereken şey teneke kutuların iç yüzeyinin metalik yüzeyle temasını kesmek için filmle kaplanmış olduğu gerçeği. Böylelikle asıl sorulması gereken soruya gelmiş oluyoruz: “Acaba bira üretilirken bir sorun mu oluştu da bu metalik tat geliyor?”

Bira üretimi sırasında paslanmaz çelikten başka malzeme ile temas edildiği noktada biraya metalik tat geçecektir, bundan kaçış yok. Ama modern üretim ekipmanları zaten hep paslanmaz çelikten, o sebeple burada endişeye mahal yok. Kullanılan suyun profili ya da mineral dengesi ya da maltın düzgün ve doğru şartlarda saklanmamış olması gibi sebeplerden dolayı metalik tat oluşabilir.

Tüketici açısından faydaları

Galiba en bariz madde de bu. Tenekeleri taşımak çok kolay. Kırılma dertleri yok, hem daha hafifler, her yere sığıyorlar. Çantanıza koyup gezdiriyorsunuz. Buzdolabında alt alta üst üste saklamak daha kolay. Bir de tabii ki geri dönüştürülebiliyor. Bu son madde bizim ülkemizi ve yaşam tarzımızı çok yakından ilgilendirmese de yurt dışında bira kutusu ayrıştırmak ve geri dönüştürmek büyük konu.

Son söz: Ülkemizde teneke kutu hala büyük tabu. Bunun en son örneği Atatürk’ün vizyonerliğini anlatır nitelikteki cümlesi “Geldikleri gibi giderler” sözünün cuk oturduğu “Stone Brewing’in” teneke kutu biraları. Bir çok faktör bunda etkili oldu tabii, euro kuru, kurdan dolayı yüksek satış fiyatı, uygulanan vergiler…Ve hepsinin üzerine teneke kutu ön yargısı eklenince bebek resmen ölü doğdu.

Dünyadaki küçük üreticilerin çoğu biralarını teneke kutularda piyasaya sürüyor. Ve dikkat etmişsinizdir çoğunda inanılmaz dikkat çeken rengarenk tasarımlar, etiketleri, motifler, çiçekler böcekler var. Yepyeni bir pazarlama unsuru haline geldi bile. Diyeceğim şu ki, teneke kutulara şans verin. Eğer metalik tat sizi rahatsız ediyorsa, nasıl birayı şişeden kafaya dikmemeniz gerekiyorsa, tenekeyi de kafaya dikmeyin, bardağa dökün ve öyle için.

Biramızda istenmeyen aroma ve tatlar II.Bölüm: Diasetil (Diacetyl)

Biramızda istenmeyen aroma ve tatlar II.Bölüm: Diasetil (Diacetyl)