Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


"Belçika'da Stella Artois içenlere ne denir?" "-Turist"

"Belçika'da Stella Artois içenlere ne denir?" "-Turist"

stella-artois-logo

Stella Artois markası iki ismin bir araya getirilmesiyle yaratılmış akıllı bir kelime oyunu. “Stella” Latince “Yıldız” demek. Biraları yapan ilk Brewer’ın adı ve soyadı: “Sebastian Artois (Sebastian Artua diye okunuyor)”. SuperStar Ajda gibi, Star Artois adında bir marka yaratmışlar. Menşe Belçika.

Biraz Belçika bira tarihi biraz InBev

Reklamları ve açıklamalarıyla sürekli şimşekleri üzerine çeken, bir zamanlar Belçika’nın pazar lideri olan Stella Artois AB InBev alkol devinin bir başka lager birası. Bu kadar tartışmaya sebep olan konu ise logonun üzerinde yazan “Anno 1366” .

Felemenkçe’de “Anno” kelimesi “Yılında” anlamına geliyor, yani sloganları “1366 Yılında”… Biraz meraklı bir bünyeniz varsa ve bir şeylere inanmadan önce sorgulayanlardansanız, hele bir de bira konusuna da ilginiz varsa 1366 tarihini bir sorgularsınız. Ben de öyle yaptım.

1366 rakamının geçmişi, o yılda Leuven’de kurulan bir bira üreticisine dayanıyor. O dönemde şehrin sularının kirli olması ve yakınında bir okul (Leuven Katolik Üniversitesi, 1425) olması sebebiyle biraya olan talep arttığı için Brouwerij den Hoorn’un yıldızı parlamış. 17.yy’a kadar da şehri kalkındırarak hayatını biradan sürdürmüş Den Hoorn.

Gelelim Artois isminin geçtiği ilk kayıtlara. Sébastien Artois 13 Haziran 1708 tarihinde den Hoorn’un Brewmaster’ı olarak bira üretmeye başlamış. 9 sene sonra, 1717’de burayı satın almış. “Hani fakir ve gururlu bir adam vardı bilir misiniz?” hikayelerine benzer bir durum olmuş. Satın aldıktan sonra kendi ismini vermiş ve logodaki kornoyu (İngilizce “Horn” diye geçen boynuzu andıran üflemeli çalgı) da kullanmaya devam etmiş. Her şeyi hüviyetine geçirmiş, üzerine yapmış. Kızlar kapısında sıraya girmiştir artık.

Büyümeye devam etmişler ve torun Leonard Artois Leuven’de üretim yapan iki farklı üreticiyi daha satın almış: 1787’de Brewery de Franse Kroon ve 1793’te Brewery de Prins Karel. Bu hareket yalnızca üretim kapasitesini katlamamış, aynı zamanda Leuven-Mechelen (Dijle) Kanalına da erişim sağlamış. Tarih kitaplarında bize sunulan klasik kalıp var ya “Sıcak denizlere inmek” bu da onun gibi önemli bir hamle. Çünkü bu sayede Fransız İmparatorluğunun ilk dönemleri Artois Brewery’nin piyasa lideri olması ile geçmiş.

1892 yılından itibaren hem Bock türünde bir bira hem de lager türünde bira üretmeye başlamışlar ancak 1926 Christmas döneminde piyasaya sunulan “Stella” isimli Christmas birası bu biraların içinde en başarılı olanı ve ses getireni olmuş. Bu başarının üzerine birayı yalnızca Christmas döneminde değil, sene boyu üretmeye karar vermişler.

1928’den 1971 yılına kadar çeşitli üreticileri satın almışlar, satmışlar ya da tesisi kapatmak durumunda kalmışlar. Kolay değil, herkesi zorlayan bir dünya savaşı var arada. Mechelen’de Brouwerij Chevalier Marin, Gent’te Brewery Meiresonne ve bunun gibi bir kaç irili ufaklı yeri hep yutmuş. Toplamda 9 farklı satın alım yapılmış. Adeta doymuyorlardı…

Bütün bu satın alımlara rağmen 1971 yılında demişler ki, “Biz büyüğüz ancak hayatta kalacak kadar paramız yok. O kadar da büyük değilmişiz :((“. Hissedar ve yatırımcı arayışları da böylelikle başlamış olur. Paramız yok demişler ama bir kaç satın alım daha yapmışlar. 1973’te Merchtem şehrindeki Martinas Brewery, 1976’da Brüksel’den Leopold Brewery hep bu dev marka tarafından yutulmuş.

Brüksel merkezli Brewery Wielemans-Ceuppen’ın yarı hissesini 1978 yılında alıyorlar. Bu Artois markası için iki şey anlamına geliyor:

1- Bu son satın alımla birlikte 1981 yılında üretim sahası Leuven olarak belirleniyor ve günümüze kadar da böyle kalıyor.

2- Artık 2 büyük marka tek çatı altında bir nevi imparatorluk kurmuş oluyor: Stella Artois ve Wielemans-Ceuppens

1988 yılına geliyoruz şimdi. İki üretici “Interbrew” çatı ismiyle üretime ve küçük üreticileri sömürmeye devam ediyorlar. Bakın burası çok önemli; Interbrew ismi günümüzde yakın zamanda InBev olarak geçen markanın temelidir.

Kısaca açıklamak gerekirse InBev, sahibi Anheuser-Busch InBev firması olan Belçika kökenli bir bira üreticisidir. InBev, 2004 yılında Belçika'lı Interbrew ve Brezilyalı AmBev adlı firmaların birleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır ve daha sonra Anheuser-Busch tarafından satın alınmıştır. 30 ülkede işletmeleri bulunmaktadır ve 130 ülkede satış yapmaktadır.

Buradan da anlayacağınız üzere bir canavar yaratılmış zamanında ve bu bira da o canavarın eseri.

1366’dan beri gelen 600 yıllık bir geçmiş ve miras gerçekçi mi?

Etiketteki rakam hepinizin dikkatini çekmiştir: “1366’dan beri”. Böyle bakınca aşırı eski durmuyor mu? Denizler altında nereden baksan 20.000 fersah. Bu tarihi reklamlarda ve pazarlamada kullanmak ne kadar doğru birlikte inceleyelim.

Leuven’de 1366’da bir bira üreticisi olduğunu yukarıda belirttim: Brouwerij den Hoorn. Ancak Stella Artois birası yine daha önce yazdığım gibi 1926’da üretilmeye başlanıyor. Bir Christmas birası olarak. Evet, Leuven’de üretiliyor, o kısmı doğru. Ama Stella Artois aynı zamanda İngiltere Brezilya, Ukrayna ve Avusturalya’da da üretiliyor. Yani özetle çok zengin 600 senelik bir geçmişimiz ve mirasımız var reklamlarının altı biraz boş kalıyor.

Biraz da biradan bahsedelim: Kolay içimli Belçika Lageri Stella Artois

Bardak üzerinde çalışılmış orası kesin

Alkol oranı ülkeden ülkeye değişen %4,8 - %5,2 arasında gidip gelen altın sarısı renkte Belçika tipi bir Pilsner biri karşılıyor yeşil şişesinde. Yeşil renkteki şişelere olan alerjimizi bu birada da yaşıyoruz. Yeşil renkli şişeler ışığı Kahverengi şişeler kadar iyi filtrelemediği için en ufak ışıkta bozulmaları çok üzücü. Bu tarz yeşil şişeli biraların taşınırken nelere maruz kaldığını bilmediğimiz için, hatta market raflarında beklerken bile market ışığı yediğini düşünürsek bozunmamış biraya rast gelmek aslında büyük şans.

Bol gazlılık ve çok çabuk kaybolmayan güzel bir köpük bardağın tepesindeki yerini alıyor. Koklayınca malt kokusunu alabiliyorsunuz, şerbetçiotu kokusu bu türde biralarda beklenen bir şey değil. Ben de alamıyorum zaten.
Stella Artois kullandığı Saaz şerbetçiotu ile övünüyor bir yandan. İçtiğinizde ağızda bıraktığı o hafif acı tat bu Saaz şerbetçiotu kaynaklı. Ancak eklemek gerek, yüksek karbonasyonlu biralarda “Carbonic bite” diye geçen ve kolanın gazının ağzı yüzü dili yakması acıtması tarzı bir his de var. Bu da birayı olduğundan daha acı yapıyor. Stella’da da aldığım bu.

Tadında malt ve azıcık acılık, o kadar. Fazlası yok. Maalesef o kötü bozulmuş kokuyu bu şişede de alıyorum. Çok hafif olsa bile var. Bu kokunun neye benzediğini anlamak istiyorsanız gidin marketten ucuz bir bira alın yeşil şişede ve onu 5 dakika hatta daha az güneş ışığında bırakın. Sonra açın…Ne demek istediğimi kötü bir şekilde anlamış olacaksınız.

Belçika’da içseniz eminim farkeder tadı, ama bize gelene kadar o şişeler neler çekmiş Allah bilir. Heineken, Beck’s, Corona Budweiser ligine gelen bir başka bira daha. Damağınıza hitap ediyorsa sizi kendine bağlayabilir. Ancak sırf Belçikalı diye alacaksanız hayal kırıklığı sizi bekliyor.

Bir bardak Porter ile bir bardak Stout arasındaki 10 farkı kaç kişi söyleyebilir?

Bir bardak Porter ile bir bardak Stout arasındaki 10 farkı kaç kişi söyleyebilir?

Kriz, zam, vergi derken 2018'in en iyi biralarına bakalım

Kriz, zam, vergi derken 2018'in en iyi biralarına bakalım