Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


Brewdog doymuyor: Stone Brewing Berlin'i de satın aldı

Brewdog doymuyor: Stone Brewing Berlin'i de satın aldı

Büyük hedeflerden büyük kayıplara

Berlin Mariendorf’ta yer alan 1901 yılından kalma bu aşağıdaki görkemli bina 2016 yılında Stone Brewing tarafından satın alınıyor ve o civardaki en büyük bira üretim yeri ve pubı haline getiriliyor.

Ancak 1 Mayıs 2019 itibariyle 3 senelik serüven maalesef son buluyor ve Stone Brewing bu kocaman yeri Brewdog’a satıyor.

İçeride bira şişeleme hattı, 10 hL pilot sistem, 2500m2 alana yayılmış bar, 13m yükseklikte cam duvarlar ve 5000m2 alanda kocaman bir bahçesi var bira severleri ağırladıkları.

Brewdog’un yaptığı açıklamaya göre 10hL’lik pilot sistemi Berlin merkezli üreticilere kullandırtacakları “Berlin Craft Collective” isimli bir oluşum kuracaklarmış. Buraya gelip bira denemek isteyen ya da üretim kapasitelerini bir üst seviyeye taşımak isteyen yerel küçük üreticiler, ürettikten sonra Berlin’deki barlara biraları yollayacaklarmış. Diyor Brewdog. Yani kiralayacak bu pilot tesisi.

Brewdog tarafından haberler ise şu şekilde: Brewdog’un zaten Berlin’de 2017’den beri açık olan bir barı var. Bu sene bunlara Hamburg şubesini ekleyecekler. Stone ve Brewdog geçmişte de bir çok kez beraber çalışıp ortak bir dünya bira ürettiler.

Peki neler oldu bu senede de Stone bu alanı kapatma kararı aldı? Olanları Stone Brewing’in kurucusu Greg Koch’tan dinleyelim:

“Avrupa’ya yayılma ve genişleme planımızın bir parçası olan Berlin şubesi çok iddialı ve çok erken bir girişim oldu. Belki de baştan küçük başlayıp, hedefi arşa koymamalıydık. Bu ara toparlanmaya çalışıyoruz ama başarılarımız da olmadı değil. Almanya ya da Avrupa pazarından çıkmıyoruz. Craft bira severlerin olduğu yepyeni bir ülke ve yepyeni bir kıta ile tanıştık. Bu sayede Avrupa’da halihazırda devam eden 30 ülkeye dağıtımında ise bir kesinti olmayacak.”

Taksim’de görseniz kim bu zibidi dersiniz, ama bu kişi Stone Brewing’in kurucusu

Belki de başka bir yer seçmeleri gerektiğini söylerken, bir başka kolda Berlin’deki inşaat sektöründe çalışanların olaylara farklı yaklaşımı da işleri zorlaştırmış.

“Yılların emeğini ve milyonlarca doları Stone Berlin’i kurmaya harcadık. Ve maalesef işe yaramadı. Stone Brewing hayatımda yaptığım en zor ve en sinir bozucu yatırımdı. Ve en çok da canımı bu sıkıyor.

Her şeyden önce Berlin’deki inşaat sektörü çok zorlu. En ufak bir problemde bütün inşaatin durması inanılmaz bir şey. Stone Berlin gibi kocaman bir yerin yapımında sorunların olması kaçınılmaz olacaktır. Amerika’da olsa her şeye rağmen devam ederdik, durmazdık.

Ama Berlin’de durum farklı. Müteahhitler devam etmenin ne demek olduğunu bilmiyorlardı adeta. Bu da her seferinde bize bir servete mal olacaktı. Berlin’de bir kaç dostumuza danıştığımızda onların da aynı şeylerden mağdur olduklarını öğrendim.

Neyse, sonuç olarak bütün sorumluluk bana ait, ve başarısız olan biri varsa o kişli de benim.”

Koch’un konuyla alakalı blog yazısının tamamını İngilizce okumak isterseniz Link burada:


https://www.stonebrewing.com/blog/venues/2019/farewell-stone-brewing-berlin

Yazının devamında Amerikalılara bira içmeyi öğreten Stone’un aynı şeyi Almanlara neden yapamadığına dair teorilerimi yazmak istiyorum.


İlk sebep daha en başta Berin’i ve Almanya’yı seçtikleri pazar analizi aşamasında yaşanıyor bence. Koch’un şöyle bir cümlesi var: “‘2014 Almanya bira sektörü Amerika’nın 96’daki hali gibi. Bir dünya büyük üreticinin ucuz biralarla pazara hakim olduğu bir sektör. Biz de dedik ki Amerikalılar daha iyi birayı hakediyor, ve onlara iyi birayı öğrettik.. Almanya’da da benzer ucuz biraları görünce, aynı şeyi burada da yapmak istedik.”

Bu yaklaşım neden hatalı sizce? Öncelikle Amerika’daki bira pazarı daha 30-40 yıllık. Almanya ise asırlardır bira kültürüne yön veriyor. Tahmin edersiniz ki Alman birine IPA içirtmek, Efes ve Tuborg markaları ile büyümüş bir Türk’e “Al aslanım bak bu 2 sene cin fıçılarında beklemiş kahveli vanilyalı bir Imperial Stout” demek gibi bir şey. Köklü tarihi, alışkanlıkları ve damak tadını değiştirmek, yeni büyüyen bir pazara girip onu değiştirmekten kat be kat daha zor.

Almanya’ya gitmeseniz de internette mutlaka görmüşsünüzdür. Bira fiyatları marketlerde 1Euro’dan başlıyor…Üstelik kocaman 500mL şişeler. Hal böyleyken Stone’un 330mL tenekelerde ürettiği bira hem az hem de pahalı geliyor. Almanların hesaplılığı dillere destandır zaten. Bu da kanıtlamış oluyor. Özetle Stone Almanya için belki de “çok craft kaçtı”

Açıldığı yıldan beri 3 kere yolum düştü Berlin’e ve her seferinde de Stone Brewing Bistro Gardens’a gitmek Yozgat’a gitmek gibi geldi. 2 metro değiş, otobüse bin ya da 2km yürü…Ya da Uber ya da bisiklet. Merkezden her gidiş, en az 45 dakika…Almanların alışık olmadığı kadar uzak ve ulaşım ağına yakın değil. Bu da onlar için bir başka etken.

Son olarak da “Eyyyyyy Koch… Sen kim oluyorsun ki koskoca “The Reinheitsgebot”’un sahibi Almanyaya bira öğretmeye çalışıyorsun???”. Bir Alman ile bira tartışmasına girmek yapacağınız en son şey olmalı. Buğday birasından başlayıp Helles ile döverler sizi. O yüzden kim olursanız olun, Pazar dinamiklerini iyi çözün.

Atıp tutmam bu kadar.

Teşekkürler

New York'un en çok konuşulan NEIPA üreticisi Other Half

New York'un en çok konuşulan NEIPA üreticisi Other Half

Toppling Goliath – Madalyonun Öbür Yüzü

Toppling Goliath – Madalyonun Öbür Yüzü