Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


Gold, yeşil, Amber... Geçmişten günümüze Tuborg hikayesi ve biraları

Gold, yeşil, Amber... Geçmişten günümüze Tuborg hikayesi ve biraları

Tuborg limanı

1873 yılına gidiyoruz. Mekan Kopenhag şehrinin kuzeyinde yer alan Hellerup limanı. Bugünkü hikayenin kahramanı Tuborg Brewery, ya da Tuborgs Fabrikker A/S. Dönemin önde gelen iki büyük Sanayicisi olan Philip W. Heiman ve C. F. Tietgen tarafından yaratılıyor. O dönemdeki yatay mimarinin aksine, yenilikçi bir yaklaşım benimseyip tesisi dikey yerleşim prensibine göre kuruyorlar. Bu kocaman tesiste kömür fabrikası, maltlama tesisi, ihraç edilen şişe biraların şişelerini üretmek için cam fabrikası, alkolsüz içecek - meşrubat fabrikası, bira evinin kendisi ve yurt dışı pazarlara bira göndermek için bir de liman bulunuyormuş. Onca şeyi nasıl sığdırmışlar lütfen bana sormayın.

Şimbi Tuborg, Tuborg olmadan önce neymiş ne değilmiş biraz zamanda yolculuk yaparak keşfedelim.

Biraz Tarih

Tuborg ismi Danca Thuesborg kelimesinden geliyor. Bölersek Thue’s - borg yani “borg” “kale” demek. Thue’nun kalesi. Thues ismi de 17. yy’ın sonlarında şu anki Tuborg tesisinin yerine kurulmuş Kopenhag’da yer alan bir hanın ismi. Bu bölge yerel halk tarafından “Küçük Tuborg” (Little ya da argoda “t” harflerini yuttuğunuzda) Lille Tuborg) ve “Büyük Tuborg” (Big Tuborg - Store Tuborg) gibi simlerle anılmaya başlanmış.

19.yy’ın başında Küçük ve Büyük Tuborg Strandvejen bölgesinde yer alan küçük kasabalarmış. Dönemin zengin ailelerinin kaldığı bu kasabalardaki evlerden en büyüğü Grundtvig ailesinin yazlığıymış. Öyle bir alan düşünün ki, adam bir davet veriyor ve her seferinde en az 1000 kişiyi ağırlıyor.

Ancak Tuborg ismi bundan 100 sene kadar önceye gidiyor. 1690 yılında Jonas Thue isimli bir bey Ryvangen’de küçük bir ev inşa ediyor. 18.yy’da bir kaç kere el değiştiren bu bina zamanla Tueborg ya da Thuesborg adıyla anılan bir tavernaya dönüşüyor.

Issız bir bölge olan Strandvejen bir anda uğrak bir yer haline geliyor. İşler iyi gidiyor olacak ki, ziyaretçilerin pansiyon olarak kullandığı Thues’un at arabalarının olduğu yer sürekli etrafındaki alanları içine alarak genişlemiş. Küçük taverna bir anda onlarca binanın bir arada olduğu bir yere dönüşmüş. Böyle böyle Lille Tuborg ve Store Tuborg kasabalarının temelleri henüz 18.yy’da atılmış. Küçük bir binadan bir kasabaya, adeta bir kentsel dönüşüm hikayesi.

Zengin aile Grundtvig’den bahsetmiştim. Kocaman arazisinden de. Baba ölünce, ailenin yakın dostu aynı zamanda meclis üyesi CF Tietgen (Arkadaşları ona kısaca Meriç diyor, biri ölünce hemen mağdur kadının yanında bitmiş), dul eşine Store Tuborg’u satmasını tavsiye etmiş. Ve ikna etmiş de. Bu kocaman boş alana kurulması planlananlar sırasıyla: gübre fabrikası, sülfürik asit fabrikası (Muhtemelen fosfat bazlı gübre imalatı için), bir brewery ve aynı zamanda bir de cam fabrikası. Sonra buralarda çalışacak aileler için evler, ailelerin çocukları için okullar…Fikirlerin ve hayallerin sonu yok.

Fikirler uçuşa dursun, finansman sorunu baş gösterince tahmin edeceğiniz gibi olayın sadece bira kısmı hayata geçmiş. Kopenhag halkının damak tadına uygun bira üreten Tuborg, Valby bölgesinde üretim yapan Jacobsens Carlsberg’e de rakip olmuş olur bu hareketle.

Tesisin dibinde bir de liman olması sebebiyle çevre ülkelere pahalıdan bira ihracının da önü açık. İç pazarın talebini karşılamak amacıyla 1883 yılında taze şişelenmiş biraların üretildiği Tuborg Pavilion (Tuborg Köşkü) kurulmuş olur. Bu da ta kendisi:

Ülkenin en büyük Tuborg şişesi ve 1895 yılından bir kare

Tuborg ve ilk biralar

Tuborg’un ilk birası “Rød Tuborg” (Tuborg Red) kırmızı Tuborg, Danimarka’da dönemin en popüler birası olan Bavyera’dan çıkma lagerlere kendi yorumunu kattığı bira olarak piyasaya çıkmış (Sene 1875). Günümüzde senede 1 kere mayıs ayında Tuborg markasının doğum gününü kutlamak için limitli sayıda üretiliyor.

Ama asıl bombayı 1880’de piyasaya sürdüğü “Grøn Tuborg” (Tuborg Green - Yeşil Tuborg) ile patlatmış. Pilsner türündeki bu bira Danimarka’da en yaygın ve en kolay bulunan biralardan biri.

Ama Tuborg markası asıl ülkemizde de oldukça ünlü Tuborg Gold isimli pilsner türündeki birasıyla dünyaya yayılmış. Dünyadan 30’dan fazla ülkede satılıyor. Tuborg portfolyosundaki biralar: Tuborg Green, Tuborg Lemon, Tuborg Christmas, Tuborg Gold, Tuborg Red, Tuborg Twist, Tuborg Black ve Tuborg Fine Festival.

Tuborg ve abisi Carlsberg

İki markanın ezeli rakip olduğundan bahsetmiştim az yukarıda. Bu rekabet çok uzun sürmemiş çünkü 1970 yılında sözde rakip, özde “büyük abisi” Carlsberg ile birleşmiş. Ama burada çok enteresan bir başka konu var. 1903 yılından bu yana aslında iki marka birbirlerine hep çok yakın olmuşlar. Bunun sebebi de ilk başlarda gizli, daha sonra da resmi olarak duyurulan “Kar ortaklığı” anlaşması yapmış olmaları.

1903 Anlaşmasına göre yapılan kar ve bütçe açığı her ne olursa olsun, paylaşımlar eşit olacaktı. Örneklerle açıklamak gerekirse, 1902-1914 arasında Tuborg Carlsberg’e 5.5 milyon DKK ödeme yapmış. Öte yandan 1915 - 1948 arasında Carlsberg Tuborg’a 29.8 milyon DKK ödemiş. 1940 yılında oturup konuşmuşlar ve bu durumun çok da savunulabilir bir yanının olmadığı konusunda karara varmışlar. Bu noktada Tuborg demiş ki, “Yalnız senin Carlsberg olarak bilimsel alanda üretimi destekleyen bir kurumun var, ve bu adil değil. O yüzden pazarlamaya daha çok yatırım yapmamız gerek.”

Carlsberg de durur mu yapıştırmış cevabı:”Atma Recep din kardeşiyiz. Sen önce üretim maliyetlerinin neden bu kadar yüksek olduğunu açıkla. Hatta istersen teker teker bütün kalemleri inceleyelim.”.

İpler kopma noktasına gelmiş haliyle. Ama yine kaderin cilvesi olsa gerek, Carslberg’in üretimde yaşadığı bir kontaminasyon sorunu sebebiyle hızla pazar payı kaybetmiş. Ama Tuborg, eski kadim dost imdadına yetişmiş ve böylece aradaki anlaşmazlık da son bulmuş. İkisi birlikte yurtdışı pazarlara doğru yelken açmışlar.

Ulusal evlilik: Tuborg ve Carlsberg

Ağustos 1969 yılında Brewers’ Association (Biracılar Derneği) Danimarka Rekabet Kurumuna gitmiş ve demiş ki bira fiyatlarının artması gerek. Yetkililer bu durumu reddetmiş bahane olarak da Tuborg’un üretim maliyetlerinin çok yüksek olmasını öne sürmüşler. Üreticiler de kızmışlar haliyle.

Bu konu beraberinde bir kaç sorunu getirmiş. Yetkililer sürekli 1903 anlaşmasını bahane ederek bira endüstrisindeki gelişmeyi engeller hale gelmişler.

Mayıs 69’da Tuborg ve Carlsberg yetkilileri bir araya gelmişler ve toplantı gündeminde 3 ana madde varmış:

1- Rekabet kurulundaki yetkililerin bu anlaşmaya yaklaşımı ve yorumları

2- Carlsberg ve Tuborg’un gelecek senelerdeki kapital ihtiyacı

3- Carlsberg ve Tuborg’un yurtdışı faaliyetleri

Aylar süren toplantılar ve tartışmalardan sonra 25 Mayıs 1970 yılında iki şirket biraları kendi tesislerinde üretmeye devam etme şartıyla birleşme kararı almışlar. United Breweries Ltd ismi altında birleşmişler ve %51 hisseyle Carlsberg Foundation büyük ortak olmuş.

Yazı beklediğimden uzun sürdü, aslında daha yazmak istediğim Budweiser hamlesi ve Danimarka pazarındaki başarıları vardı ama başka sefere. Artık Tuborg ve Carlsberg içerken arkasında aktaracağınız bir hikayeniz var.

Şişede geçen bir ifade var: Stilstand er tilbagegang. Yani: “Yerinde saymak geri gitmektir.”.

Dünyanın en eski biralari ve dünyanın en eski bira üreticileri

Dünyanın en eski biralari ve dünyanın en eski bira üreticileri

3B: Bira - Böbrek - Böbrek taşı üçgeni

3B: Bira - Böbrek - Böbrek taşı üçgeni