Bira koskoca bir dünya ve başlı başına bir sanattır, "Bira hamallıktır yeeaaaa" diyenlere karşı kurulmuş bilgi ve paylaşım amaçlı bir blogdur.


To teach those out there who say:"I don't like beer!", that they didn't have the right beer yet.


Kahverengi, yeşil, şeffaf...Neden farklı renkte şişeler var ki?

Kahverengi, yeşil, şeffaf...Neden farklı renkte şişeler var ki?

Ortalama bir tüketicinin bira şişelerinin renklerine ve şekillerine dikkat etmesi pek de olası değil. Fiyata duyarlı olan bu kesim fiyat - sarhoş etme grafiğine göre hareket edecektir. Büyüdükçe koskoca bir okyanus haline gelen bira pazarı, kısa şişelerden uzun boyunlulara ve tombullara, cam şişelerden alüminyum tenekelere, kahverengi camdan açık yeşile en az bira sayısı kadar farklı türde şişe içeriyor artık. Belçika biraları genelde koyu kahverengi şişesiyle gelirken, Heineken, Becks tarzı biralar yeşil şişeyle üretiliyor. Neden tek bir renge bağlı kalınmıyor sorusunun cevabını beraber inceleyelim

16.yy'dan itibaren üreticiler cam şişelerle üretim yapmayı denemişler, ancak kayıtlarına ulaşılan cam şişede üretilen ilk ticari bira 17.yy'ın ikinci yarısına denk geliyor. Yaygınlaşmasının yavaş olmasının önündeki en büyük engel ise o dönemde üretilen cam şişelerin CO2 basıncını tutabilecek kadar güçlü olmamasıymış. 

Biraların cam şişede üretilmesi I.Dünya Savaşı'ndan sonra giderek popülerleşmiş. Geleneksel uzun boyunlu şişeler sayesinde biralar daha uzun süre taze kalıyormuş. Bu güzel fayda bir anda bambaşka bir gerçek yüzünden anlamını yitirmiş: güneş ışığına uzun süre maruz kaldıklarında bira bozuluyormuş. Güneş ışınlarının taşıdığı UV, şerbetçiotlarındaki alfa asitleri parçalayarak, reaksiyon sonucunda ortama sülfür veriyor, bu da kokarcaların düşmanlarını uzaklaştırmak için saldığı kokuya benzer iğrenç bir koku meydana getiriyormuş. Burada "kokarca" benzetme olarak değik, direkt kokuyu tasvir etmek için kullanılan ve İngilizce'den geçen bir terim. "Bu tarz koku yapan biralara "skunked ya da skunky" deniyor. "Skunk" da İngilizce kokarca demek. Biralarımız için pek de istediğimiz bir koku değil tabii ki de. Bir başka terim de "Lightstruck" yani Güneş çarpmış gibi bir terim. 

Çözüm mü? Koyu renkli şişeler. Bu koyu kahve rengi şişeleri güneş gözlükleri gibi düşünebilirsiniz. Gözlerinizi nasıl ışınlardan koruyorsa bu renk şişeler de aynısını biranıza yapıyor. UV ışınları renkten dolayı filtrelenerek biranın bozulmasını önlüyor. Böylece biralar çok daha uzun süre taze kalarak lezzetini koruyor. Zaten günümüzde de en çok kullanılan şişe türü de bu oluyor o zamandan bu yana.

Kahverengilerden bahsettik ama şeffaf ya da yeşil renkli şişeler nereden geldi peki? Teşekkürlerimizi II.Dünya Savaşı'na borçluyuz. Savaş döneminde nasıl çelik ve bakıra ihtiyaç duyulduysa, aynı şekilde kahverengi cam da askeri üretimin yükselen trendlerinden biri olmuş. Açık renk şişelere dönüş yaşanmış. Çoğu üretici ellerindeki koyu renk şişelerin rengini arsenik ve/veya selenyum ile açarak şeffaf renge dönmüş. Ancak bir sorun vardı; açık renk şişedeki biraların "dandik ve ucuz bira" algısı.

"Açık renk şişeli dandik bira"lardan ayrışabilmek için Avrupalı üreticiler ihraç ettikleri biraları yeşil şişelerde şişelemeye başlamışlar. İthal edilen bu biralar da daha yüksek kalitede ve haliyle açık renk şişedeki biralardan daha pahalıymış. Yeşil şişeler kısa zamanda "mükemmel bira" ile eş anlamlı hale gelmiş. Adeta bir statü sembolü, arkadaş ortamında hava atma aracı olmuş.

Günümüzde estetik kaygısı ve pazarlama harici yeşil şişelerde bira sunmanın pek bir esprisi kalmadı. Üreticiler biralarının diğer üreticilerden ayırt edilebilmesi için de yeşilde kalmış. Ama asıl sebep senelerdir yeşil şişelerde üreten bir üreticinin bir anda kahverengiye geçmesinin çok da mantıklı olmaması. Biz bu denklemin şanslı tarafındayız. Teknoloji sayesinde üreticiler şişelerine UV'yi engelleyebilen katman uygulamaları yapabiliyor. Üstelik rengi ne olursa olsun. Yani şeffaf şişelerde bile koruyucu bir tabaka mevcut artık. Böyle olmasaydı Miller ve Corona'yı nasıl içecektik bir düşünsenize? Kapağı her açtığımızda birayı dökecektik. 

Bu noktada şişe hilesinin yanı sıra bir başka üretim kurnazlığı daha mevcut. Üretim sırasında şerbetçiotlarını bütün diğer malzemelerle kaynatmak yerine, şerbetçiotu özütü ve azıcık da aromatik şerbetçiotu ekliyorlar. Şerbetçiotu özütünde istenmeyen kokuların oluşmasını engellemek için, koku yapan bileşenler ayrıştırılmış oluyor. 

Günümüzde bazı üreticiler UV fobisi yüzünden çıtayı biraz daha yükseltti ve ekstra önlemler alarak üretim yapıyor. Örneğin Samuel Adams. Şişeleri zaten koyu renkli olarak üretiliyor. Ancak taşınma sırasında da biralar UV'ye maruz kalabildiği için "6 packs" lerinin profillerini yükseltmişler. Dikkat ederseniz karton alıştığımız şekilde değil, daha yüksek bir noktada bitiyor.

 
belirtmekte fayda var, alkol dostunuz değildir ve sağlığa zararlıdır, burada alkolü özendirmeye çalışan bir yazıdan bahsetmiyoruz. anlatımlarım reklam amacı taşımamakta olup tamamen kendi kişisel görüş ve beğenilerime göre sunulmaktadır.
— birasever.com
Karmeliet ve Kwak da artık seri üreticide!

Karmeliet ve Kwak da artık seri üreticide!

Belçika bira festivalleri: 2017'deki 25 bira festivali ve tarihleri

Belçika bira festivalleri: 2017'deki 25 bira festivali ve tarihleri